Y. Şahitleri'ni diğer Hıristiyan akımlarından ayıran diğer bir özellik de, onların Mesih'in doğuşunu (Noel'i), dirilişini (Paskalya'yı) kutlamayıp, tüm yıldönümlere (evlilik yıldönümü hariç) karşı olmalarıdır. Onlara göre bütün bu kutlamalar, tamamen putperestlik sayıldığından kesinlikle reddedilmelidir (YCEY, sf. 213-214).
Y. Şahitleri bu konuda da aşırıya kaçmaktadırlar. Genel prensip olarak, Kutsal Kitap açısından önemli günlerin, özellikle dinsel anlamlı günlerin kutlanması kesinlikle yasaklanmamakta, aksine kutlanması teşvik edilmektedir. Örneğin Tanrı, Kutsal Kitap'ta kendi halkına birçok önemli günleri, bir hatırlatma olarak sene boyunca kutlamaları için özel talimatlar vermiştir. İsraillilerin sene boyunca kutladıkları birçok bayramları vardı. Örneğin Mısır esaretinden kurtuluşlarını anımsadıkları Fısıh veya Hamursuz Bayramı , çölde konakladıkları dönemi hatırladıkları Çadır Bayramı , Pers kralı döneminde katliamdan kurtulduklarını anımsadıkları Purim Bayramı, Ulusal günah ikrar günü olan Büyük Af günü Bayramı, Biçim bayramı, Pentikost bayramı vs... bu kutlamalar arasındaydı. Tanrı Fısıh Bayramının kutlanışı konusunda da şöyle diyordu:
- "Ve vaki olacak ki, size oğullarınız: Sizin için bu hizmet nedir? diyecekleri zaman, Mısır'da İsrail oğullarının evleri üzerinden geçip, evlerimizi kurtaran RABBİN fısıh kurbanıdır, diyeceksiniz." (Çık. 12:26).
Senenin başından sonuna kadar İsrail halkı bu kutlamalar sayesinde, Tanrı'nın kendileri için yapmış olduğu büyük işleri anımsıyor ve minnettarlıklarını ulusal olarak sevinçle veya kurbanlarla dile getiriyorlardı. Hıristiyanların da bu genel prensipten hareket ederek (zorunlu olmasalar da) bu yeni Antlaşma düzenlemesi içinde Mesih'le ilgili birçok önemli olayları, sene boyunca bayramlar olarak hatırlayıp, kutlamaları gayet doğal ve yerindedir. Özellikle Mesih' in doğumu, ölümü ve dirilişi, kutlanması gereken bu önemli olaylar arasındadır. Mesih'in doğumu, yeryüzüne gelişi o denli önemliydi ki, bunu ilahi söyleyerek ilk kutlayanlar melekler oldu (Luk. 2:8-15). Mesih'in doğumu, yeryüzüne gelişi insanlık tarihinin en önemli olayıdır. Eğer O, doğmamış ve yeryüzüne gelmemiş olsaydı, bizler ebediyen kayıp bir durumda kalacaktık. Bu nedenle bu olayın kutlanması, gayet yerinde bir kutlamadır. Diriliş (Paskalya) kutlamasına gelince bu da bizler için çok önemli olup, Hıristiyan inancının veya mesajının kalbini oluşturur. Pavlus, Mesih'in dirilişini Hıristiyan inancının özünü oluşturup vaaz edilmesi gereken "İncil" olduğunu belirtir (I. Kor. 15:1-5). Mesih İnanlıları'nın sene içinde sık sık yaptıkları Rabbin Sofrası‘nın dışında kutlamaya özen gösterdikleri iki kutlama özellikle budur. Bu kutlamalar yoluyla Mesih İnanlıları halkın dikkatlerini Me-sih'in kurtarmalığına ve Tanrı'nın sevgisine çekmeye çalışırlar.
Doğrudur ki, bu kutlamaların tam tarihi bilinmemekte ve hatta bunların putperest uygulamalarla bağı olduğu da görülmektedir. Biliyoruz ki, 25 Aralık veya 6 Ocak tarihleri Me sih'in kesin doğum tarihleri değildir. 25 Aralığı, Roma halkı Satürn bayramı olarak tutup, güneşin doğum günü olarak kutlamaktaydılar. İlk Hıristiyanlar 4'üncü yüzyıldan itibaren bunu daha büyük ve gerçek güneş olan İsa Mesih'in (Luk. 1:79, Yu. 8:12 vs.) doğumunu kutlamak amacıyla değiştirdiler. İlk Hristiyanların 25 Aralığı seçmesinin İncil'i ulaştırabilmek için yöresel adet lere adapte etme (contextüalisation) çabasından başka, diğer iki sebep daha bulunmaktaydı. Birisi Haggay kitabında sözü edilip, bereketlerin vaat edildiği 9'uncu ayın 24'üncü günün üzerine dayanılmasıydı (Hag.2:10-23). Yahudi takvimine göre 9' uncu ay bizim Aralık ayıdır. İkincisi de kilise öncülerinden biri olan Jean Chrysostom'un geliştirdiği hesaplama metodu olmuştur. O şöyle hesap ediyordu:
- Kahin Zekerya Ekim sonunda kutlanan büyük af gününde hizmetteyken melek kendisine oğlu Yahya'nın doğacağını bildirdi (Luk. 1:8-9).
- Elizabet işte bu ayda yani Ekimde gebe kaldı.
- Melek Meryem'e İsa'nın doğuşunu bildirmek için geldi ğinde Elizabet gebeliğinin 6'ncı ayındaydı. O halde İsa'nın Meryem'in karnında oluşumu Mart ayının sonlarında oldu.
- Eğer Mart ayına Meryem'in 9 aylık gebelik dönemini eklersek tam olarak Aralık ayının sonuna varırız.
Bu, her ne kadar kesin olmasa da kabul edilebilir bir hesaplamadır. Zaten bizce Mesih'in tam olarak hangi gün doğduğu değil, O'nun doğuşunun gerçek olduğu ve bunun uygun bir tarzda ulusal çapta hatırlanmasıdır. Biliyoruz ki, her sene biraz daha bu doğuş bayramında dikkatler Mesih'ten uzaklaştırılmakta ve bu, bir çocuk bayramına, Noel baba bayramına, alışveriş bayramına veya yiyip, içme, sarhoş olma bayramına dönüştürülmektedir. Mesih'in doğuşunu bu şekilde kutlamak utanılacak bir uygulama olup, kesinlikle reddedilmelidir. Fakat, eğer bizler bu kutlamayı Tanrı'ya yücelik getirmek amacıyla uygun bir tarzda kutlarsak, bunda hiçbir sakınca yoktur.
Diğer ulusal bayram veya yıldönümlerin kutlanmasına gelince (doğum günü, anne-babalar günü, yeni yıl, evlilik yıldönümü vs...) bizce bu şeylerin kültürel bir değeri olup, herkes bunları kutla makta veya kutlamamakta serbest olmalıdır (Rom.14:5-6). Kutsal Kitap'ın temel prensiplerine ters düşmedikçe, bunların kutlanmasında gerçekte bir sakınca yoktur. Eski zamanın Tanrı hizmetçileri doğdukları günlere dikkat etmiş olduklarındandır ki, yaşları hesap edilebilmiştir (Tek.5:32;7:11;11:10-26). İsa Mesih‘in de bildirdiği gibi bir insanın dünyaya doğması mutlu ve bereketli bir olaydır (Lu. 1:57-58; 2:9-14; Yu.16:21). Hz. Eyub‘un çocuklarının her biri kendi sırasında doğum günlerini kutlarlardı (Eyb. 1:4-5). Putperestlerin bu yıldönümleri ters kullanması da bunu kutlamaya bir engel değildir. Yeter ki bu yerli yerince ve Tanrı'nın yüceliği için yapılsın. Pavlus'un belirttiği gibi:
- "İmdi gerek yer, gerek içer, ve her ne yaparsanız her şeyi Allah'ın izzeti için yapın." (I. Kor. 10:31).
Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi 

