Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi

 

 

İncil ve Tarih Işığında Yehova Şahitlerinin Yanılgıları


Yehova Şahitlerine Göre Kurtuluş
Yehova Şahitlerine Karşı Tavrımız Ne Olmalıdır?
Yehova Şahitleri ve Dünyamızın Geleceği
Giriş

Tarikatlar ve Yehova Şahitleri Hakkında Bir Kaç Söz.

İddiaları

Yehova Şahitleri Kendileri ve Yayınları Hakkında Neler İddia Eder?

Tarihleri


 Yehova Şahitleri Nasıl Ortaya Çıktı?

Yehova Şahitleri'nin Öğreti Değişiklikleri ve Sahte Peygamberlikleri.

Yehova Şahitleri'nin Bu Tarihsel Gerçeklere Karşı Tutumu Nedir?

Kutsal Kitap'a Tutumları


Yehova Şahitleri İçin Kutsal Kitap Tek Yetki midir.

Öğretileri


İsa Mesih'in Dönüşü 1914 Yılında Oldu mu?

İsa Mesih'in Dirilişi Nasıl Oldu? Ruh Olarak mı Yoksa Bedensel Olarak mı?

İsa Mesih Kimdir? Yaratılmış bir Melek mi Yoksa Tanrı mıdır?

Kutsal Ruh Faal Bir Kuvvetmi Yoksa Tanrısal Bir Kişilik midir?

Günahlılar İçin Bir Diriliş ve Yargı Olacak mıdır?

Ölümden Sonra Bir Yaşam ve Bir Cehennem Yargısı Var mıdır?

Bazı Uygulamaları


Yehova Şahitlerinin Kan Nakli Konusundaki Tutumları Kutsal Kitaba Uygun mudur?

Yehova Şahitleri ve Bazı Hristiyan Kutlamaları.


Yehova Şahitlerinde Rabbin Sofrasının Kutlanışı.

Genel İncelemeler


Tanrının İsmi "YEHOVA" Olarak mı Söylenir?

İsa Mesih Haçta mı Yoksa Düz Bir Direk Üstünde mi Öldü?

Yehova Şahitleri Tanrı Tarafından mı Yoksa Cinler Tarafından mı Yönetiliyor.

Yehova Şahitlerinin Nazi-Hitler Yönetimine Karşı Gerçek Tutumları Nel olmuştur?

Yehova Şahitlerinin Kutsal Kitap Işığında Temel Yanılgıları Nelerdir?

Yehova Şahitlerinin 1914 Yılı ile İlgili Öğretileri Güvenilir midir?

Sadık ve Basiretli Köle Öğretisi İncile (144 bin) Uygunmudur?

Yehova Şahitlerini Terk Edenlerin Tanıklıkları
Ben de bir Şahidim.
Haberler

Yehova Şahitlerinin Nazi-Hitler Yönetimine Karşı Gerçek Tutumları Ne olmuştur?

Yehova Şahitlerinin kitap ve dergilerini okuyan kimseler onların sık sık Nazi-Hitler döneminden ve 1.ve 2'inci dünya savaşlarından söz ederek bu zamanlarda yalnızca kendilerinin dini bir grup olarak tarafsızlıklarını koruyup Kutsal Kitap'a sadık kaldıklarını övünerek anlattıklarını çok iyi bilirler. Yehova Şahitlerine göre kendilerinin dışında kalan diğer bütün dinsel akımlar (Katolik, Protestan, Ortodoks vs...) polıtika ve dünyasal faaliyetlere iştirak ederek kendilerini lekenmişlerdir. Yalnızca Yehova Şahitleri teşkilatı tarafsızlığını kanıtlayarak sadık ve temiz kalmıştır. Hemen belirteyim ki, benim de başlangıçta Yehova Şahitlerinin tarihini incelerken en fazla takdir etmiş olduğum yönleri bu politik pozisyonları olmuştur! Tek yanlı olarak sundukları bu bilgilere bakarak doğrusu ben de bu alanda Yehova Şahitlerini tamamen onaylıyordum. Fakat yapmış olduğum daha detaylı araştırmalar bana Yehova Şahitlerinin diğer konularda yapmış olduğu gibi bu konuda da birçok tarihsel gerçekleri çarpıtarak yansıttığına ikna etmiştir.

Doğrudur ki, Yehova Şahitleri grup olarak politik alanda tarafsız kalmaya çalışmaktadadır ve bu çabaları da tamamen takdirle karşılanmalıdır. Fakat Yehova Şahitlerinin tarihini incelediğimizde kendilerini bu alanda böyle göklere yükseltip diğerlerini aşağılamaları oldukça yanlıştır. Hemen belirtmeliyim ki, Yehova Şahitleri bu tarafsızlık konusundaki tarihsel gerçekleri olduğu gibi söylemeyip eksik ya da tek yönlü yansıtmaktadır. Cemiyet bazı gerçekleri bilinçli olarak gizlenmektedir.

Örneğin 1933-1945 yıllarında Almanya'da Hitler yönetiminde Yehova Şahitlerinin ağır baskılara maruz kaldığı bir gerçektir. Belirtmiş olduğum gibi Yehova Şahitleri yayın ve vaazlarında sık sık bu dönemden söz ederek her fırsatta kendilerinin Nazi rejimine korkusuzca karşı durup, onlarla kesinlikle uzlaşmaya girmediklerini ve diğer kiliselerinse bunun tersine Nazi rejimine boyun eğip onu desteklediklerini vurgularlar. Şimdi biraz tarihe dönerek bu iddiaların aslı olup olmadığına biraz bakalım. Hitler Nazi döneminde Amerika Birleşik Devletlerinden sonra en fazla Y. Şahidinin bulunduğu ülke Almanya idi. 1933 yılında Amerika‘da 20719 Y. Şahidi bulunurken Almanya'da 19268 Y. Şahidi bulunuyordu. Neden Yehova Şahitleri Teşkilatı Nazi-Hitler yönetimince baskı gördü? Yehova Şahitleri'nin, bir Yahudi düşmanı olan Hitler yönetimi tarafından baskı görmesinin birçok nedenleri vardı.

1. Cemiyetin hükümet ve kiliselere karşı tahrik edici provokasyonel tutumları. (Kendilerin dışında bulunan bütün kilise ve kurumlar Şeyan'dandır)

2. Yehova Şahitleri Teşkilatının Hitler yönetimince özellikle Siyonizmi destekleyen ve ondan destek gören Yahudiliğe ait politik bir tarikat gözüyle görülmesi ve Yahudilerle bir tutulması. Çünkü Yehova Şahitleri 1932 yılına kadar tamamen Yahudiliği ve Siyonizmi övüp desteklemiş olan bir hareketti. Cemiyetin ilk kurucusu Russell'in ve onun yerine geçen ikinci başkan J.F.Rutherford'un yazı ve kitapları da zaten sürekli bu doğrultudaydı.Russel ve Rutherford'un kitaplarını okuyanlar bunu hemen görebilirler. Fakat 1932 yılında Cemiyet Yahudilik ve Siyonistlikle ilgili öğretilerini tamamen değiştirmiştir. Onlara göre artık bedeni İsrail'in Tanrısal planda yeri yoktu. Acaba Cemiyeti böyle bir değişiklik yapmaya sevk edeniey neydi? Acaba Cemiyet o zamanda dünyada hızla büyüyen Yahudi karşıtlığının etkisinde mi kalıyordu? Yoksa Yahudi halkının rolü ve öneminden senelerce söz etmeleri yeni doğan Yehova Şahitleri halkının önemini mi gölgeliyordu da bunu kendi teşkilatlarıyla değiştirdiler? Bu konuda kesin bir şey söylememiz oldukça zordur. Ama her ikisi de doğru olabilir.

3. Bunlardan başka bir de Yehova Şahitleri Teşkilatının Adolf Hitler‘in yönetimine karşı dergilerinde beyanatta bulunmaları gerçeği de bulunmaktadır. Politikayla hiç ilgilenmediklerini söyleyen Yehova Şahitleri çok ilginçtir ki, Hitler'in yönetimi tam olarak ele geçirmesinden önce yayınlarında Nasyonal Sosyalist karşıtı politik içerikli yazılar da yayınlıyordu. Örneğin 22 Ağustos 1995‘te fransızca olarak yayınlanan Tarassut Kulesi'nde bu konuda şunlar belirtilir:

Politik açıdan tamamen tarafsız olduğunu iddia eden YŞT‘nın tamamen politik içerikli bu beyanları hem bu konudaki iddialarıyla çelişiyor, hem de Y. Şahitleri‘nin Hitler döneminde maruz kaldığı baskılara şüphesiz bir neden teşkil ediyordu. Hitler yönetimi ele geçirince, Alman hükümeti ve kendi partisi için tehdit olarak gördüğü tüm kuruluşları, içinde Y. Şahitleri de olmak üzere tek tek kapatmaya başladı.

Yehova Şahitlerinin ellerinden geldiğince gizlemeye çalıştığı çok önemli ve ilginç bir gerçek de başlangıçta Yehova Şahitleri Teşkilatının ''doğrudan İblisin emrinde çalıştığını'' söylediğii bu Hitler yönetimiyle uzlaşmaya gitme çabasıdır . Hatta Yehova Şahitleri Teşkilatı bu uzlaşma uğrunda, ‘İngiltere-Amerika‘daki Yahudi lobilerinin … birçok halkı maşa olarak kullanıp kendilerine köle ettiklerini‘ (Réveillez-vous -Uyanın-1998 sf. 14). bildirerek dolaylı olarak Yahudi karşıtlı bir tutum izlemiş ve izlettirmiştir. Belki şaşıracaksınız ama Yehova Şahitleri Hitler yönetimiyle uzlaşma amacıyla bir beyanname bile hazılayıp bizzat Adolf Hitler'e göndermişlerdir. Yehova Şahitleri bu dönemlerden söz ederken genellikle bu beyanname ve içeriği konusunda oldukça suskun kalırlar. Tarih profesörü ve eski bir Yehova Şahidi olmuş olan James Penton özellikle Yehova Şahitlerinin Nazi dönemleriyle ilgili araştırmalarda bulunmuş ve Yehova Şahitleri Cemiyetini başlangıçta Nazilerle uzlaşmaya çalıştığını bu alanda tarihi çarpıtmakla eleştirmiştir. James Penton bizzat o dönemde yaşamış olup Almanya şubesinin nazırı olan Konrad Franke'nin tanıklığına dayanarak Cemiyetin gizlide kalan bazı yönlerini açığa çıkarıyordu.

Yehova Şahitlerinin Teşkilatının resmen yasaklandığı günün ertesinde 25 Haziran 1933‘te Berlin‘de 5.000 Y. Şahidi gamalı haçlar ve Nazi bayrağıyla süslenen bir salonda bir araya geldi. Ulusal Nazi marşı müziği eşliğinde bir ilahiyle toplantıya başlayan Y. Şahitleri toplantı sonunda bir beyanname hazırlayıp Hitler‘e gönderdiler. Şimdi sormamız gerekiyor: Neden dolayı böyle bir kongreye gerek duyuluyor? Ve neden dolayı bir beyanname hazırlanıyor? Bu beyannamenin amacı nedir? Nazi yönetimini eleştirip protesto etmek? Yok. Böyle bir amaçları yoktu. Ama bunların tam tersine Yehova Şahitleri bu kongre ve bu beyannameyle doğrudan Nazi-Hitler yönetimiyle uzlaşmaya çalışıyordu!!

Dikkat edin ki, bu kongre Yehova Şahitlerinin Almanya'da yasaklanmasından hemen sonra yapılıyor. Zaten Yehova Şahitleri Hitler yönetiminden baskı göreceğini önceden sezinlemişti ve bu baskılara ve yasağa engel olabilmek amacıyla böyle bir kongreye ve resmi bir beyannameye ihtiyaç görmüştür. Eğer Yehova Şahitleri söyledikleri gibi bu yönetime tamamen karşı olmuş olsalardı böyle bir kongreye ve beyana hiç gerek kalmayacaktı bile. Bu kongrede hazırlanan beyannameye geçmeden önce o zamanlarda Almanya'daki Yehova Şahitlerinin bir şubesinin yetkilisi olan Konrad Franke'nin bu kongereyle ilgili söylediği şu ilginç tanıklığa bir bakalım. Banda kaydedilip James Penton tarafından aktarılan tanıklık şöyledir:

Unutmayın bu tanıklıkla sözkonusu eleştirileri yapan bir apostat veya atılmış biri değil ama bir Yehova Şahididir. İlk olarak belirtelim ki, Yehova Şahitleri salonun Nazi bayraklarıyla süslenmiş olduğunu kabul etmemekte ama binanın dışardan Nazi bayraklarıyla süslenmiş olabileceğini kabul etmektedir. Salonun bayraklaral sislenmediğini kanıtlamak amacıyla da Cemiyet iki tane foroğraf göstermektedir. Fakat bu fotoğraflar çok ikna edici değildir. Asıl bayrakların bulunması gereken yerler gösterilmemektedir. Fotoğraflardan birisi yanda görüldüğü gibi mimber önünden cemaatı görüntüler. Diğeri de cemaattan birinin minberde konuşan birinin yan taraftan çekilmiş fotoğrafıdır. Normal olarak bayraklar minberin arka tarafına Konuşmacının arkasında yer alır. Cemiyet Konrad Farnke'nin sözlerini yanlışlığını göstermek için başka fotoğraflar özellikle minberin arkasını görüntüleyen fotoğraflar sunmalıdır.

Yehova Şahitleri bu kongrede özel bir beyanname hazırlayarak Adolf Hitler'e gönderdiler. Bu beyannamede Y. Şahitleri,

kendilerinin yanlış tanıtıldığını, hükümet ve Alman ırkı için hiçbir tehdit oluşturmadıklarını, Cemiyet‘in başkanı Rutherford‘un kuvvetli bir Alman dostu (germanophile) olup Yahudi iş adamlarının ve Katolikler‘in Almanya karşıtı propagandalarına da tamamen karşı durduğunu bildirir. Komunist, Markist olmadıklarını ve kesinlikle Yahudiler tarafından da desteklenmeyip, tam tersine onlardan baskı gördüklerini ve Yahudilerin materyalist tutumlarına da karşı olduklarını belirtirler. YŞT daha da ileri giderek Nasyonal Alman hükümetiyle aynı yüksek moral için mücadele ettiğini, aralarında sürtüşme olmayıp Nasyonal Alman hükümetiyle tamamen uyumda olduklarını belirterek kendilerine özgürlük verilmesini isterler. Acaba bu bir uzlaşma değil midir? Hıristiyan tarafsızlıklarını bozma eylemi değil midir? Yalnızca bu değil ama beyannameyi iyice inceleyenler içeriğinin açıkça Yahudi karşıtlı olup Nazilerin Yahudi karşıtlı tutumunu da destekler mahiyette olduğunu anlayabilir.

ADOLF HITLER'E GÖNDERİLEN BEYANNAMENİN ALMANCASI

Bana göre bu beyannamedeki açıklamalar hiç de Hitler Nazi yönetimini protesto içerikli değil ama tam tersine onu onaylar bir nitelikte olup Nazi yönetiminden kendilerine bir özgürlük talebidir. Yehova Şahitleri bu beyannameyle açık bir şekilde Alman Nazi yönetimine karşı olmadığını ve hatta onu onayladığını dile getirmektedir. Bu beyannamede Katolik ve Yahudileri eleştirip aşağıladıkları ve Yahudi karşıtlı bir tutum takındıkları da açıktır. Bunun bilincinde olan Yehova Şahitleri yayınlamış oldukları 1974 yıllık rapor kitabında bu beyannamenin beklenildiği gibi Nazi yönetimine karşı sert bir açıklama olmadığını ve bundan dolayı da o zamanki birçok Yehova Şahidi tarafından kabul edilmediğini belirtir.Cemiyet kendini temize çıkarmak için de bu beyannamenin İngilizce olarak Rutherford ve Knorr tarafından hazırlanan şeklinin daha sert olduğunu ama Almanca'ya çevrilirken ''birader Paul Balzereıt'' tarafından yumuşatıldığını söyler. Böylece bu alanda yine suçlu olarak damgalanan Cemiyet değil, ama Paul Balzereıt'ın kendisidir.

Cemiyet Balzereit'ın iki sene sonra imandan ayrılışını da bu görüşlerine bir destek olarak örnek gösterirler. Fakat bu beyannamenin ingilizce orjinalinin almancayla karşılaştırılmasıyla açıkça görülmüştür ki, Paul Balzereit tercümesinde hiç de yumuşatma yoluna gitmemiş ama olduğu gibi sadık bir şekilde çevirmiştir!! Yoğun eleştiriler sonucu Yehova Şahitleri teşkilatı şimdi bizzat kendisi de bu sonuca varmış olup, 1974 yıllığında bu beyannamenin Balzereit tarafından yumuşatılmış olduğunu bildirmelerinin yanlış olduğunu kabul etmiştir! O halde bu beyanname bizzat Cemiyet tarafından hazırlanan ve yumuşatılmamış beyannameyse bunun bir protesto olmadığı açıktır. O halde bu bir protesto değilse uzlaşma girişiminden başka ne olabilir ki? Cemiyet şimdi beyannamedeki özellikle Yahudi karşıtlı ifadeler konusunda kendisini temize çıkarmak için bu sözlerin tüm Yahudi halkına yönelik olmadığını ve bu ifadelerin de yanlış bir şekilde yorumlandığını ileri sürmektedir. Fakat bu çürük bir savunmadır. Beyannameyi okuyan kişi o zamanki Nazi ortamında bu sözlerin Yahudi karşıtlı olup Nazi hükümetiyle uzlaşama girişimi olduğunu anlamakta bana göre zorluk çekmez. Hatta Christine Kings'in yazmış olduğu ' 'The Nazi State and Nez Religions'' adlı kitaptan kendilerini öven kısımları bol bol yayınlarında kullanan Yehova Şahitleri Christine Kings'in aynı kitapta (151-152'inci sayfalar) bu beyannamenin bir uzlaşma olduğunu belirten kısımlarınıysa pek tabiidir ki görmemezlikten geliyor!!

Hitler yönetimi bu beyannemeyle önerilen uzlaşmaya ilgisiz kalıp baskılarını daha fazla yoğunlaştırınca Y. Şahitleri için artık Hitler rejimine karşı durmaktan başka bir alternatif, bir seçenek veya çare kalmaz. İşte önerilen uzlaşmaya Alman hükümetinin hiç yanaşmaması mecburi olarak Yehova Şahitlerinin yönetime karşı durmasının başlangıcı oldu. 1938 yılında askerlik hizmetinin mecbur edilmesiyle de ölüme mahkûm edilmeler başlar. Sayıları az da olsa askerliği reddeden birçok Katolik ve Protestan, Y. Şahitleriyle birlikte ölüme mahkûm edilirler. 1933-1945 yılları arasında Nazi rejiminde hapsedilen veya öldürülen Yehova Şahitlerinin sayısı konusunda Cemiyet güvenilir bir rakam verememektedir. Örneğin 1933-1945 yılları arasında idam edilen Yehova Şahitlerinin sayısı 1950 yılında 1000 kişiydi. 1951 yılında bu sayı 2000'e yükseldi. 1964 yılındaysa bu rakam ikiye katlanarak 4000 oldu. 1974 yılındaysa bu rakam birden bire 838 kişiye düştü ve son olarak 1989 yılında verilen rakam ise 2000 kişiydi.Yine senlere göre 6.000 ve 10000 arasında değişen sayıda Yehova Şahitleri de farklı sürelerle Nazi kamplarına sürüldü. Bir çok Y. Şahidi işinden kovuldu, çocukları okullardan atılıp, ailelerinden koparıldı. Gerçekten her ne kadar birçokları Cemiyete bağlılığını yadsıyıp ayrıldıysa da çoğu Yehova. Şahitleri bu saldırılara cesaretle göğüs gerdi.Aynı zamanda belirtmemiz gerekir ki verilen bu rakamlar içinde yalnızca Yehova Şahitleri değil ama Yehova Şahitlerinden kopmuş ama aynı Kutsal Kitap Tetkikçileri ismiyle tanınan ayrı grupların üyeleri de (Şafakçılar, Tanrı'nın Egemenliği Kilisesi) bulunmaktaydı.

YŞT, şimdi olduğu gibi geçmişte de kendine yöneltilen bu saldırıları fırsat bulup, kendini adalet ve iman yüzünden haksız yere baskı gören, masum şehitler imajını halk içinde ve basında kabul ettirdi. Bir çok gözlemci ve gazeteci de Y. Şahitleri'nin her fırsatta kendilerini bu şekilde halk içinde benimsetmeye çalıştıklarını gözlediklerini vurgularlar. Y. Şahitleri yayınlarında özellikle Hitler döneminden söz edip, özellikle kendilerinin bir dinsel grup olarak Hitler yönetimine boyun eğmediklerini ve bundan dolayı da ağır bir baskıya maruz kaldıklarını övüne övüne anlatırlar. Oysa bu iddialar yanlış ve tek taraflıdır. Görmüş olduğumuz gibi Yehova Şahitleri hazırlamış oldukları beyannameyle aslında Hitler yönetimiyle uzlaşmaya gidiyor ve boyun eğiyordu. Bu dönemde Hitler'e ve yönetimine politik, insanî veya dinsel sebeplerden dolayı karşı koyanlar çok olmuştur. Her ne kadar Alman kiliselerinin çoğunluğu Romalılar 13:1-7 ayetlerine dayanarak Hitler yönetimine hatalı bir şekilde bağımlı olduysa da, bunun yanında başka birçok Mesih İnanlıları ve vaizler kadın ve erkek olmak üzere Hitler idaresine ve istemlerine boyun eğmeyi reddedip, karşı durdular ve bunun sonucunda kamplara sürülüp öldürüldüler veya korkunç bir şekilde baskı gördüler. Örneğin Nazi rejimine karşı durmaktan tutuklanıp ölüm kamplarında baskıya tabi tutulan 1500'ü aşkın vaiz bulunmaktaydı. Belirtelim ki Hitler yalnızca Y. Şahitlerinin değil aynı zamanda Katolik ve Protestanların da azılı düşmanıydı. Onun amacı Hıristiyanlığı silmek, Alman ırkını yücelten politik ve dinsel içerikli bir yönetim sistemi kurmaktı. Hatta başlangıçta Hitler kendi gözetimi altında bulunacak bir protestan din görevlisinin yönetiminde Almanya‘daki bütün Mesih İnanlılarını birleştirmeye çalışmış ama vaizler buna tamamen karşı çıkınca bu emeline ulaşamamıştır. Her ne kadar zayıf da olsa Hitler yönetimini tüm çıplaklığıyla aleni bir şekilde gözler önüne seren bu ikrarcı kilise (Bekennende Kirche) olarak bilinen Mesihçiler olmuştur. Bununla birlikte bu Mesih İnanlıları‘nca 1937 yılında hazırlanıp açık bir şekilde Nazi rejimini ve bu rejime karşı Alman protestan kiliselerinin suskunluklarını protesto eden "Barmen açıklaması" olarak bilinen resmî bildiriyi de anımsamak yerinde olur. YŞT‘nın Hitler yönetimine karşı durmasının temel sebebi bu rejimin kendilerini kabul etmeyip faaliyetlerine karşı durmasıdır. YŞT yayınlarında özellikle kendilerine uygulanan baskıları kınayıp bunları dünyayaya açıklayıp protesto ettiler. Yahudilere, Çingenelere vs. uygulanan baskılardan fazla söz edilmez. Hatta Rutherford Hitler‘e yönelttiği bir mektupta açıkça onu tehdit eder ‘Yehova‘nın Şahitlerine daha fazla zulmetmekten kaçının; yoksa Tanrı sizi ve nasyonal partinizi mahvedecektir.‘.

Söz konusu bu baskı dönemlerinde Y. Şahitleri'nin azim ve adanışlarını daha iyi bir şekilde anlamak için belki şu birkaç noktayı da göz önünde bulundurmamız yerinde olur. Y. Şahitleri hükümetlere bağımlı olmayı öngören Romalılar 13:1-7 ayetlerini ters yorumlayarak bunların insansal hükümetler değil de Yehova ve O‘nun yersel hükümeti, yani YŞT olduğunu söylüyordu. 1914 yılından bu yana da tüm milletlerin, hükümetlerin vs... Şeytan'ın ajanları olduğunu vurgulayıp, kendilerinin de dünyanın değil, Yehova'nın ordusuna ait olduklarını bildirerek hükümet veya diğer kurumlarla çalışmayı veya onlara hizmet etmeyi tamamen reddediyorlardı. Dünya'nın Sonu‘nun da çok yakın olduğuna kanaat getirmiş olan Y. Şahitleri her ne pahasına olursa olsun, ebedi hayatı kaçırmamak için Yehova'ya ve hükümetine tamamen sadık kalmaya ikna olmuşlardı.

Bunun dışında 1936 yılının sonlarına doğru Almanya'da yapılan bir kongrede Rutherford, Cemiyetlerinde bulunan "Yonadap" sınıfının yani yeryüzünde ebediyen yaşama ümidine sahip olan büyük kalabalığın da (o zamanlar bu sınıfa ait olanlar ne bir Y. Şahidi olarak görülüyor ne de vaftiz ediliyordu) tehlike anlarında Tanrı tarafından özellikle korunacağına ilişkin bir bildiride bulunmuştu. Teoriye göre madem ki, bu Yonadaplar Armagedon savaşından sağ geçeceklerdir, mantıken onların bu büyük sıkıntı döneminde Tanrı tarafından özel bir şekilde korunması gerekiyordu. Söz konusu Yonadablar sınıfına ait olduğuna inanmış bazı Alman Kutsal Kitap Etütçüleri, Rutherford'un bu vaadına bakarak, Tanrı kurşunları bile durduracak diyerek bombardıman ortasında bile herhangi bir yere sığınmayı reddederek günlük ayetlerini incelemeye koyulmuşlardır! Ama üzerlerine düşen bir bomba sonucu hayatlarını kaybedince şaşkınlığa düşen diğer Y. Şahitleri, Rutherford'un beyan ettiği gibi hiç de Tanrı tarafından özel bir şekilde korunmadıklarını bizzat görerek hayalkırıklığına uğramışlardır! Uzun bir süre aktif bir Y. Şahidi olup Cemiyetin merkez bürosu Bethel'de çalışmış olan, ama daha sonra da Y. Şahitleri'nin yanılgısını görerek onları terk edip, bir Mesih İnanlısı olan William Cetnar, bu olayın bizzat Y. Şahitleri'nin Almanya şubesi hizmetçisi olan Konrad Franke tarafından kendisine söylenildiğini ve yazılı olarak da bunu onaylayan bir mektuba sahip olduğunu bildirir (Rescapés de la Tour, sf. 20-21).

Askerlik ve savaş konusuna gelince hemen belirtelim ki, Kutsal Kitap bu konuda kesin bir kural önermez. Eğer bu konuda genel bir inceleme yapılacak olursa görülecek ki, hem yapılması, hem de yapılmaması konusunda tezler bulunabilir. Bu nedenle dogmatik olmaksızın herkes bunları incelemeli ve vicdanına göre bir karar almalıdır. Bu konuda Y. Şahitlerine karşı yapabileceğimiz eleştiri şudur: Her ne kadar Y. Şahitleri gerçeğe sahip olduklarının kesin bir kanıtıymış gibi kendilerinin askerlik yapmayıp, savaşa gitmediklerini ve sivil hizmeti bile reddettiklerini övünerek anlatıp , her zaman bu konuda nötr veya tarafsız kaldıklarını ileri sürseler de (T.K.15 Ekim 1981, sf. 22 Fr.) gerçekte, bazı durumlarda buna tamamen ters düşen birçok açıklama ve hareketlerde bulunmuşlardır.

Örneğin 1‘inci Dünya Savaşında çoğu Y. Şahitleri‘nin askerlik yapıp cepheye gittiği açık bir gerçektir (T.K. 1915, sf. 110-111, İng.). Cemiyetin ilk kurucusu Russell zaten başlangıçta, adam öldürmeme koşuluyla, askerlik hizmetinin yerine getirilmesini tamamen onaylıyordu (T.K.19 kasım 1903, sf. 3110, İng.)

Bundan başka Yehova Şahitleri Teşkilatı 1918 yılında çıkan bir Tarassut Kulesi dergisinde açıkça bir ilanda bulunarak Kutsal Kitap Etütçülerinden eldeki imkanlar mahiyetinde hükümeti desteklemeleri istenip, 30 Mayıs tarihinin de başkan Wılson'un isteği üzerine Federal Demokratların zaferi için özel bir dua günü olarak ayrıldığını bildirmişlerdir!! Uzun seneler yayınlarında 1‘inci Dünya Savaşı süresince tarafsızlıklarını koruduklarını iddia eden YŞT (Les T.J.D.D. sf.55) 1993 yılında yayınladığı ‘Y. Şahitleri-Tanrı‘nın Krallığını İlan Edenler‘ kitabının190-192 sayfalarında (fr.) nihayet bu dönemde tarafsızlıklarını koruyamadıklarını kabul etmeye başlamıştır. Aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı‘nda, Hitler dönemlerinde Y. Şahitleri'nin İsviçre bürosunun, askerlik konusunda yapmış olduğu şu beyan da oldukça ilginçtir:

"İsviçre'deki Y. Şahitleri Başkan: Ad.Gammenthaler, Sekreter: D. Wiedenmann Bern, 15 Eylül 1943." (Consolation,-Uyanın-Kasım 1943, Fr.).

Bunun yanında YŞT‘nın sivil hizmet konusundaki tutumundan da biraz söz etmemiz yararlı olur. Y. Şahitleri yalnızca silahlı askerlik hizmetini değil ama aynı zamanda silahsız sivil hizmetleri de aynı şekilde reddetmekte ve bunu Hırıstiyan tarafsızlığının önemli bir parçası olarak görmekteydi. 1975 yılında çıkan fransızca bir Tarassut Kulesi‘nde bu konuda şunlar söylenilmektedir:

YŞT, sivil hizmeti kabul edenlerin dünyayla uzlaşmış, Hıristiyanlık tarafsızlığını bozmuş ve Yehova‘ya karşı bütünlüğünü kaybetmiş olarak niteliyordu. Bu nedenle birçok genç Y. Şahidi, birçok baskıları ve hapsedilmeyi göze alarak sivil hizmeti de tamamen reddetmiştir. Ama ilginçtir ki, 1996 yılında YŞT bu konudaki tutumunu da tamamen değiştirip, bazı sınırlamalarla sivil hizmeti üyelerine tamamen serbest bırakmıştır! (1 Mayıs 1996, sf.20, fr). Bu tutumlarıyla YŞT‘nın Hıristiyan tarafsızlığı konusunda ‘ biz her zaman tarafsız veya nötr kaldık‘ iddiasının ne derece tarihsel gerçeklere uyup uymadığına artık siz karar verin.

Son zamanlarda Cemiyetin özellikle Fransa'da oy kullanma konusunda bulunduğu açıklamalar da ilginçtir. 1 Kasım 1999 tarihli Tarassut Kulesi dergisinde (Fransızca) Yehova Şahitleri Teşkilatı açık bir şekilde her bir Yehova Şahidine artık kendi vicdanı doğrultusunda oy kullanabileceği serbestliğini tanımaktadır!. Aynı zamanda Yehova Şahitlerinin son zamanlarda Almanya'da olsun İtalya da olsun Şeytan'ın egemenliğinin bir parçası olarak gördükleri hükümetlerce aynı diğer dinler gibi resmen tanınma çabaları da tuaf olup, acaba bu ''Büyük Babil imparatorluğunun'' bir parçası olmak değil midir? Cemiyet'in yapmakta olduğu bu değişiklikler çok büyük değişikliklerdir. Birkaç sene önce birisi böyle bir harekette bulunsaydı kuşkusuz Teşkilattan atılılabilirdi. Bakalım bu teşkilat önümüzdeki senelerde daha ne değişiklikler yapacaktır. Sonuç olarak Yehova Şahitlerinin bu tarafsızlık konusunda yapmış oldukları iddialar ve diğerlerini aşağılayıp kendilerini göklere çıkarması görmüş olduğumuz bu tarihsel gerçeklerin ışığı altında tamamen asılsızdır. Bu yazıyla bir kez daha şu gerçeği vurgulamak istiyorum ki, bizler hiçbir teşkilatı kendimize sığınak yapıp onu her şeyin üzerinde yükseltmemeliyiz. Bu insansal teşkilatlarla ilgili büyük fikirler ve iddialarda bulunmamalıyız. Gördüğümüz gibi çabucak hayal kırıklığına düşeceğimiz kesindir. Ama yalnızca Tanrı'ya ve O'nun sözü olan Kutsal Kitap'a güvenip bel bağlamalıyız. Rabbimiz İsa Mesih'in söylemiş olduğu şu sözü asla unutmayalım:

©2005 Brüksel İncili (Avederenagan) Kilisesi Diabetes Symptoms And Supplies- This site provides usefull information for Diabetics.