Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi

 

 

İncil ve Tarih Işığında Yehova Şahitlerinin Yanılgıları


Yehova Şahitlerine Göre Kurtuluş
Yehova Şahitlerine Karşı Tavrımız Ne Olmalıdır?
Yehova Şahitleri ve Dünyamızın Geleceği
Giriş

Tarikatlar ve Yehova Şahitleri Hakkında Bir Kaç Söz.

İddiaları

Yehova Şahitleri Kendileri ve Yayınları Hakkında Neler İddia Eder?

Tarihleri


 Yehova Şahitleri Nasıl Ortaya Çıktı?

Yehova Şahitleri'nin Öğreti Değişiklikleri ve Sahte Peygamberlikleri.

Yehova Şahitleri'nin Bu Tarihsel Gerçeklere Karşı Tutumu Nedir?

Kutsal Kitap'a Tutumları


Yehova Şahitleri İçin Kutsal Kitap Tek Yetki midir.

Öğretileri


İsa Mesih'in Dönüşü 1914 Yılında Oldu mu?

İsa Mesih'in Dirilişi Nasıl Oldu? Ruh Olarak mı Yoksa Bedensel Olarak mı?

İsa Mesih Kimdir? Yaratılmış bir Melek mi Yoksa Tanrı mıdır?

Kutsal Ruh Faal Bir Kuvvetmi Yoksa Tanrısal Bir Kişilik midir?

Günahlılar İçin Bir Diriliş ve Yargı Olacak mıdır?

Ölümden Sonra Bir Yaşam ve Bir Cehennem Yargısı Var mıdır?

Bazı Uygulamaları


Yehova Şahitlerinin Kan Nakli Konusundaki Tutumları Kutsal Kitaba Uygun mudur?

Yehova Şahitleri ve Bazı Hristiyan Kutlamaları.


Yehova Şahitlerinde Rabbin Sofrasının Kutlanışı.

Genel İncelemeler


Tanrının İsmi "YEHOVA" Olarak mı Söylenir?

İsa Mesih Haçta mı Yoksa Düz Bir Direk Üstünde mi Öldü?

Yehova Şahitleri Tanrı Tarafından mı Yoksa Cinler Tarafından mı Yönetiliyor.

Yehova Şahitlerinin Nazi-Hitler Yönetimine Karşı Gerçek Tutumları Nel olmuştur?

Yehova Şahitlerinin Kutsal Kitap Işığında Temel Yanılgıları Nelerdir?

Yehova Şahitlerinin 1914 Yılı ile İlgili Öğretileri Güvenilir midir?

Sadık ve Basiretli Köle Öğretisi İncile (144 bin) Uygunmudur?

Yehova Şahitlerini Terk Edenlerin Tanıklıkları
Ben de bir Şahidim.
Haberler

Tanrının Kurtarma Planı Nedir?

Bir önceki bölümde insanın yaratılışı, kimliği ve karakteri üzerinde durup, insanın nasıl Yaratıcı'sına başkaldırarak itaatsiz olduğunu ve bunun sonucunda insanın nasıl kendisi için hazırlanmış olan görkemli yaşam ve maksattan yoksun kaldığını gördük. Nasıl yanlış manevra yapan bir şoför, bir makinist veya bir pilot bütün masum yolcularının yaşamını tehikeye atıp, ölümüne neden olursa, insanlığın ilk temsilcisi Adem ve Havva'nın da Yaratıcı'sına böyle başkaldırması, hem kendilerini hem de soylarını çok acı, müşkül bir duruma sokmuştur. Bu itaatsizlik veya isyan insanın varlığında ve içinde yaşadığı doğada çok ağır, derin yaraların açılmasına neden olmuştur. Bugün çevremizde bolca rastladığımız bütün bozukluk, kin, düşmanlık, sürtüşme, adaletsizlik, savaş, hastalık, yaşlılık, ölüm, doğal afet veya düzensizlikler gibi birçok acı olgular, işte bu başkaldırmanın veya itaatsizliğin direkt ve doğal sonuçlarıdır.

Kutsal Kitap'a göre şu anda insan, büyük düşüş nedeniyle çok acı bir ortamda bulunup, bu durumdan da mutlaka kurtulması ve ilk görkemli durumuna gelmesi gerekmektedir. Senin, benim ve herbirimizin mutlaka kurtuluşa gereksinimi vardır, çünkü bizler:

Tanrı'nın bizler için hazırladığı ilk parlak durum ve maksattan düşmüş günahlı ve ölümlü varlıklarız: Görmüş olduğumuz gibi Tanrı, insanı yarattığında, insanlık için şu anda içinde bulunduğumuz acı ortamı değil, ama mutlu ve görkemli bir yaşamı öngörmüştü; fakat Adem ve Havva'nın yanlış seçimi onlardan dünyaya gelmiş olan bizleri de otomatik olarak bu görkemli yaşamdan yoksun kılmış, bizleri düşünce ve uygulamada yargıya yaraşır, günahlı varlıklar durumuna dönüştürmüştür. Eyup kitabında da bildirildiği gibi:

Yine Elçi Pavlus'un bildirdiği gibi:

Fişi çekilen bir buzdolabın içeriği nasıl zamanla çürümeye ve kokmaya yüz tutarsa, günah ve itaatsizlik nedeniyle Yaratıcısı'yla ilişkisi kesilen biz insanlar da aynı benzerlikte hem ruhen hem de fiziksel olarak yozlaşmaya, çürümeye ve ölmeye mahkum olduk.

Düşüşten bu yana insanlık, Şeytan ve cinlerin korkunç pençesinde, esaret altında bulunmaktadır: Kutsal Kitap'a göre, insanlığın Şeytan'a "evet" demesinden bu yana, Tanrı'ya dönen küçük bir azınlığın dışında, insanlığın tümünün yönlendiricisi Şeytan'dır. Bu nedenle insanlığın bu kötü gücün esaretinden mutlaka kurtulması gerekir.

İnsan günah nedeniyle ölüme ve ölümden sonra korkunç bir yargıya mahkumdur:

İnsan şu anda, çok müşkül bir durumda olup, kendini bu durumdan kurtaramayacak bir ortamdadır: İnsan ne yaparsa yapsın, tek başına ne günah, ne Şeytan, ne ölüm, ne de ölümden sonraki yargıdan kendini kurtaramaz. Mutlaka dışarıdan, yani Tanrı'dan bir yardıma ve desteğe gereksinimi vardır. Kutsal Kitap'ın bildirdiği gibi:

Bu ayetler ve aynı zamanda kişisel tecrübelerimiz onaylamakdır ki, biz insanlar dışarıdan bir yardım olmaksızın kendi gücümüz ve çabalarımızla kendi kendimizi bu müşkül durumdan kurtaramayız. Bizler çamura düşüp de, çamurlu elleriyle elbisesini temizlemeye çalışan çocuklara benziyoruz. Bu çaresiz durum karşısında aynı Davut peygamber gibi bizler de şöyle haykırabiliriz:

Peki ama Tanrı nasıl bizlere yardım edebilir ve nasıl bizleri bu çaresiz durumdan kurtarabilir? Bunu sağlamak için O ne çözüm sunmuştur? İşte bu bölümün başlıca konusu bu olacaktır. Dileğimiz bu bölümü de dikkatli bir şekilde incelemeniz ve Tanrı'nın sunduğu kurtuluş yoluna iman ederek kurtuluşa kavuşmanızdır.

İNSANIN ÇARESİZLİĞİNE TANRI ' NIN SUNMUŞ OLDUĞU ÇÖZÜM NE OLDU?

Londra'da British Museum'un bir bölümünde eşine az rastlanır çok değerli bir vazo bulunuyordu. Bu vazo ziyaretçilerin dikkatini her zaman çekerdi. Ama bir gün dikkatsiz biri bu vazoya çarpar ve düşürür. Vazo yerde paramparça olur. Toplanan halk üzgüyle "çok yazık oldu" diye yakınır. Bazıları da "artık vazo hiçbir işe yaramaz, süpürülüp atılmalıdır." diye düşünür. Fakat biraz sonra vazonun değerini iyi bilen müze müdürü gelir ve ' sakın kırılan parçaları atmayın. ' der ve bir uzman çağırtarak kırılıp dağılan bütün parçaları tek tek sabırla toplatır ve birbirine ekleterek ilk parlak durumuna dönüştürür ve ilk yerine koydurur. Yanına da vazonun geçmişiyle ilgili kısa bir yazı yazılır. Vazonun son halini görenler gözlerine inanamaz. Bu güzel vazonun bir zamanlar parçalanmış olup da yeniden onarıldığına bir türlü akıl erdiremezler.

Diyebiliriz ki bu vazo biz insanlığın durumu ve tarihini iyi bir şekilde dile getirmektedir. Vazo benzerliğinde biz insanlığın da gerçekte üç aşaması bulunmaktadır. Yaratıldığında sahip olduğu ilk parlak durumu, Şeytan tarafından bu durumdan düşürülüşü ve Mesih tarafından yeniden onarılarak ilk parlak durumuna getirilişi. Vazo örneğinde olduğu gibi insan günaha düştüğünde Tanrı onun süpürülüp atılmasını isteyebilirdi. Ama O bunu istemedi. Aden bahçesinde, Şeytan tarafından kendisine iftira edilen Tanrı, hem bu iftiranın çürüklüğünü göstermek, hem de günah ve isyan nedeniyle kendisi için öngörülen parlak yaşamdan yoksun kalan insanlığı kurtarmak ve yeniden ilk parlak, mutlu durumuna getirebilmek için, uzun süreli bir kurtarma planı hazırlayıp uygulamaya koydu. Tanrı insanı kurtarmak istedi. Çünkü O biliyordu ki, insan her ne kadar bilinçli olarak kendisine başkaldırdıysa da bu başkaldırışı direkt kendisinden değil, Şeytan'dan kaynaklanıyordu. İnsan, Şeytan gibi tek başına isyanı, günahı seçmemişti. Bu nedenle de Yahve Tanrı, Şeytan veya melekler için değil, yalnızca insanlık için bir kurtarma programı öngörmüştür (Ef. 1:9-11, 3:11). İşte Tekvin 3'üncü bölümden, Esinleme 22'nci bölüme dek tüm Kutsal Kitap bizlere bu "kurtarma planının" nasıl gelişip, ne şekilde yürürlüğe konulduğunu anlatmaktadır. Tekvin 3'üncü bölümde insanın cennetten ve Tanrı'nın huzurundan nasıl kovulduğunu, Esinleme kitabının 22'nci bölümünde de insanın, nasıl tekrardan buraya yönelip, Tanrı'nın huzurunu ve cennetini gönendiğini görmekteyiz. Ama bu ilk Tekvin kitabıyla, son Esinleme kitabı arasında çok uzun bir zaman aşaması olup, bu zaman aşaması içinde Tanrı'nın, kurtarma planını nasıl gerçekleştiğini anlatan insanlığımızın tarihi bulunmaktadır. Şimdi isterseniz detaylara fazla girmeden bu kurtarma programının ana hatlarını birlikte inceleyelim.

TANRI DÜŞMÜŞ İNSANLIĞI YENİDEN KURTARACAĞINI VAAT EDİYOR

Sözünü ettiğimiz insanın yeniden ayağa kalkışını sağlayacak olan kurtuluş planı, Aden bahçesinde, insanın isyan ve düşüşünden hemen sonra, Tanrıca bir Kurtarıcı'nın vaat edilmesiyle kesin bir şekilde öngörülmüş oldu:

Tüm Kutsal Kitap yorumcularıyla birlikte bu ayetlerden şu sonucu çıkarıyoruz: Söz konusu kadının zürriyetiyle yılanın zürriyeti arasında uzun süreli bir çekişme olacak; fakat bu çekişme, her ne kadar topuğundan darbe yese de sonunda kadının zürriyetinin, yılanın başını ezmesiyle, yani tam zaferiyle sonuçlanacaktır. Kadının zürriyeti burada insan tarihi boyunca Tanrı tarafında bulunan seçilmiş insanları, özellikle İsa Mesih ve ölümüyle O'nun sağlamış olduğu zürriyeti temsil etmektedir (İbr. 2: 14-15, İş. 53:10, Rom. 16:20), diğer taraftan yılanın zürriyetiyse ilk olarak, kötü cin ruhlarını ve aynı zamanda Şeytan'ın tarafında bulunan bütün insanları temsil eder (Esin. 12:4, Yu. 8:44). Özetle Tanrı bu ayetlerde, ilerideki gelecekte, insanlığın temsilcisi olacak bir Kurtarıcı'nın belireceğini, bunun Şeytan'ın başını ezerek insanlığa tam bir zafer kazandıracağını ve onları düşüşün bütün kötü sonuçlarından kurtararak, Tanrı'nın adilliği ve sevgisini tüm yaratılışa belgeleyeceğini vaat etmekteydi.

Tanrı tarafından yargılanarak cennetten kovulan Adem ve Havva'nın daha sonra birçok çocuğu oldu. Bunlardan özellikle Habil ve Kain diye adlanan ilk çocuklarını, vurgulamak gerek. Çünkü bu iki kardeş, günün birinde Tanrı'ya takdime getirmiş ve Tanrı yalnızca kendisine temiz yürek ve imanla takdime getiren Habil'den razı olmuştur. Bunun sonucunda, diğer kardeşi Kain de kıskançlık ve öfkeyle dolup kardeşi Habil'i öldürmüştür. Bu şekilde ilk ölüm olayı yaşanmış ve Şeytan'ın "asla ölmeyeceksiniz." iddiası yalana çıkmıştır (Tek. 4).

Adem'in diğer çocukları, daha sonra yeryüzünü doldurup, günah inanılmayacak aşamalara varınca, Tanrı M. Ö. 2400 yıllarına doğru tüm yeryüzü üzerine büyük bir tufan göndererek tüm canlıları helak etmeye karar verdi. Tanrı kendisine sadık kalan Nuh ve ailesini kurtarmak için bir gemi yaptırıp, soylarının devam etmesi için de her canlıdan ikişer tane olmak üzere gemiye getirilmesini buyurdu. Nihayet öngörülen tufan suları yeryüzündeki bütün canlıları helak etti. Yalnızca gemide bulunanlar sağ kaldı (Tek. 6-10). Büyük tufandan sonra gemiden çıkan Nuh ve ailesi yine çoğalmaya başladılar. Fakat çoğalan insanlık Tanrı'nın buyruğu uyarınca yeryüzüne dağılıp, doldurması gerekirken, gurur ve inatçılıklarından dolayı bir yerde kalmayı ve Tanrısız bir imparatorluk kurmayı planladılar. Tanrısız imparatorluklarının bir işareti olarak da "Babil Kulesi" adlanan büyük kuleyi inşaa etmeye başladılar. Fakat Tanrı onların bu kötü niyetlerini bozup, onların dillerini karıştırmak suretiyle insanlığın tüm yeryüzüne dağılmasını sağladı (Tek.11). Bu olay, o ana dek konuşulan tek dilin yerini farklı dillerin alması ve insanların kümeleşerek yeryüzünün farklı bölgelerine dağılmasının başlangıcı oluyordu.

TANRI'NIN KURTARMA PLANININ HAZIRLANMASI

Tanrı, vaat ettiği kurtarma işini gerçekleştirmek amacıyla ilk olarak M. Ö. 2000 yıllarına doğru Hz. İbrahim'i kendi hizmetine çağırdı. Hz. İbrahim her ne kadar putperest bir aileden geliyorduysa da vicdanının ışığıyla harekete geçerek, putların gerçek Tanrı olamayacağını kavrayıp, gerçek Tanrı'yı bulmaya koyulmuştu. O'nun bu iman ve arayışını gören Tanrı, kendisini ona açıklamış ve putperestlerden ayrılarak, ona göstereceği bir yere gitmesini buyurmuştu. Tanrı'ya olan bu benzersiz iman ve itaatinin sonucunda da Tanrı, İbrahim'e büyük vaat ve bereketlerde bulunmuş ve insanlığın kurtuluşunda kendisinin ve soyunun büyük rol oynayacağını bildirmiştir. Çocukları olamayacak kadar yaşları ilerlemiş olmasına rağmen Tanrı, ona büyük " bir zürriyet " veya büyük "bir kavım" olmayı ve kavım olacak olan bu zürriyete de "büyük bir ülke" vereceğini, bu zürriyet yoluyla da diğer bütün milletlere bereketlerin akacağını vaat etti (Tek. 12). Fakat Tanrı'nın öngörmüş olduğu bu kurtarma planının uygulanması için ilk önce, bu kurtuluşu evrene açıklayacak, Tanrı'ya sadık bir ekibin veya bir kavmın oluşmasını ve bu ekibin içinden de önder olacak Kurtarıcı'nın çıkmasını beklemek gerekiyordu.

Tanrı vaadı uyarınca İbrahim'e bir oğul verdi. Bu İshak 'tı. Seneler sonra İshak da evlenerek, kendilerine

Yakup ve Esav ismini koyduğu iki çocuğun babası oldu. Ruhsal değerlere çok önem veren Yakup ikiz kardeşi Esav'ın ilk oğulluk hakkıyla birlikte, babasının bereketlerini düzenbazlıkla elde etti. Yakub'un da daha sonra oniki oğlu oldu. Onbirinci oğul olan Yusuf'u , Tanrı özel bir hizmet için kendisine çağırdı. Kıskançlıkla dolan diğer kardeşleri Yusuf'u yirmi gümüşe İsmaillilere, İsmailliler de Mısırlılara sattılar. Birçok acı tecrübelerden geçtikten sonra Yusuf, Tanrı'ya olan sadakatinden dolayı Mısır'ın ikinci başkanı durumuna getirildi. Yusuf'un kardeşleri kıtlık nedeniyle babaları Yakup tarafından Mısır'a gönderildiklerinde Yusuf, kendisini onlara tanıttı, daha sonra Yakup ve ailesi de Mısır'a Yusuf'un yanına yerleştiler (Tekvin 26-50).

Mısır'a yerleşen Yakup ve oğulları zamanla çoğalıp, oniki kabileden oluşan büyük bir kavm haline geldi. Bu kavm Yakub' un ikinci ismi olan, İsrail ismiyle bilinip " İsrail" kavmı olarak büyüyüp gelişti. Ama ne yazık ki, İsrailliler kendilerinin olmayan yabancı bir ülkede çok ağır şartlar altında, uşaklar durumunda bulunmaktaydılar. Tanrı böylece İbrahim soyundan, gerçekten de bir kavm oluşturmuştu ama kendilerinin henüz bir toprağı yoktu. Tanrı İbrahim'e yaptığı ülke vaadını da gerçekleştirmek için M. Ö. 1440 yıllarına doğru Hz. Musa' yı hizmetine çağırıp, onu Mısır Firavun'a gönderdi. Tanrı bu şekilde onları uşaklıktan kurtarıp, süt ve bal akan Kenan diyarına yerleştirmek istiyordu. Musa'nın kavmı salıvermesi için yapmış oldu- ğu girişimleri Firavun reddetti. Tanrı da Musa aracılığıyla bu ülkenin başına büyük felaketler getirerek, sonunda Kızıl denizini de yarmak yoluyla onları uşaklıktan kurtardı (Çık.1-15).

Mısır ile kendilerine vaat edilmiş olan Kenan diyarı arasında bulunan çölde ilerlerken Tanrı, İsrail kavmının anayasasını oluşturacak olan on emri ve Şeriati verdi. Bunun amacı da İsraillileri gelecek olan Kurtarıcı'ya sevk etmek veya hazırlamaktı (Gal. 3:24, Rom. 3:20, 7:7-14). Fakat İsrail halkı itaatsiz olup yüreklerini Tanrı'ya karşı katılaştırdılar. Bu katılık ve imansızlıklarından dolayı da ceza olarak 40 sene çölde dolaşadurdular. Sonunda Musa'nın yerine geçen Yeşu peygamberin önderliğinde vaat edilen Kenan ülkesine girerek onu kendilerine pay ettiler (Yeşu 1-24). Tanrı'nın kurtarma planı, İsraillilerin bir kavım haline gelmesi ve bir ülkeye sahip olmasıyla yavaş yavaş şekilleniyor, gelişiyordu. Ama diğerlerinin de bir bir yerine gelmesi, İsrail kavmının sadık, mukaddes ve itaatli bir kavm olmasına bağlıydı. Ne yazık ki, İsrail kavmı Yeşu'nun ölümünden sonra çevresinde bulunan putperest milletlerin putlarına ve alışkanlıklarına yönelip, Yahve Tanrı'ya sırt çevirdiler. İsrail kavmı yaklaşık 330 sene "Hakimler " olarak bilinen yöneticilerle idare edildi (Hakimler 1-21). Ama M. Ö. 1050 yılında İsrail kavmının Samuel peygamberden diğer milletler gibi başlarında bir kral olmasını talep etmesi ve Saul'un İsrail'in ilk kralı oluşuyla teokratik olan "Hakimler" dönemi son bulup "krallık dönemi" başlamış oldu. Beklenen Kurtarıcı, beklenen sadakat ve arınma işi henüz yoktu. Tanrı, İsrail'in ikinci kralı olarak Davut peygamberi seçip, Adem ve Havva'ya bildirilip, İbrahim peygamberin zürriyetinden geleceği vaat edilen Kurtarıcı'nın onun soyundan geleceğini ve O'nun günahlardan arınma işini gerçekleştireceğini bildirdi (1 ve 2'inci Samuel kitapları).

Davud peygamberin ölümünden sonra tahta onun oğlu Hz. Süleyman geçti. O, çok hikmetli ve becerikli biriydi. Onun yönetimi altında M. Ö. 966-960 senelerinde meşhur Yeruşalem tapınagı inşaa edilip ibadete açıldı (1.Kırallar kitabı). Ama ne yazık ki, M. Ö. 931 yılında Süleyman'ın ölümüyle İsrail kavmı, "Yahuda krallığı" ve "İsrail krallığı" diye ikiye parçalandı. Bu dönem "bölünmüş krallık dönemi" olarak bilinir. Günah ve puta tapıcılıklarında ısrar eden "İsrail krallığı" M. Ö. 721 yılında Aşurlulara esirliğe götürüldü. Diğer "Yahuda krallığı" da 587/6 senelerinde Babil'e esirliğe götürüldü. İsraillilerin ibadet merkezi olan meşhur Yeruşalim tapınağı da aynı tarihte yıkılıp, yerle bir edildi. Bu da "İsrail'in esirlik dönemi" olarak bilinir.

Uzun bir esirlik ve dağılım döneminden sonra Yahuda krallığı, Babil imparatorluğunu devirip Med-Pers imparatorluğunu kuran Pers kralı Siriyus' un 539 yılındaki "ülkeye dönüş" buyruğuyla, yeniden kendi ülkelerine dönüp, yıkılan Yeruşalim tapınağını M. Ö. 520'de onararak ibadete açtılar. Bu da tarihte "esirlikten dönüş dönemi" olarak anılır. Eski Antlaşma'nın son kitabı Malaki'yle Yeni Antlaşma'nın ilk kitabı Matta İncili arasında 400 senelik bir "sessizlik dönemi" vardır. Tanrı bu dönemde ne melek ne de peygamberler aracılığıyla kavmıyla irtibata geçmedi. Bu dönemlerde Babil imparatorluğunu devirmiş olan Med-Pers imparatorluğu da M. Ö. 331 yıllarında büyük İskender yönetimindeki Yunan imparatorluğunca devrildi. Yunan imparatorluğu daha sonra her ne kadar dörde parçalandıysa da çok hızlı bir şekilde büyüyüp, dilini, kültürünü evrensel çapta kabul ettirdi. Yunanlılaştırma veya "Hellenizmleştirme" akımı her tarafa yayıldı. Yahuda krallığı, belirli bir süre Makabilerin isyanından sonra "Makabiler dönemi" olarak bilinen dönemde otonom, bağımsız bir krallık olarak mevcut olduysa da, daha sonra M. Ö. 63 yıllarında Yunan imparatorluğunu deviren Romalılarca ele geçirildikten sonra, otonomluklarını yitirdiler.

Beklenen Kurtarıcı henüz gelmemişti. Yahudiler Kutsal Kitap'ın peygamberliklerine dayanarak vaat edilen bu Kurtarıcı'nın bir an önce gelip, kendilerini Roma imparatorluğunun esaretinden kurtararak büyük bir millete dönüştürmesini ve vaat edilen altın çağı hemen açmasını büyük bir özlemle beklemekteydiler. Oysa Yahudiler anlamamıştı ki, bu Kurtarıcı ilk gelişinde politik bir değişiklik için değil, her türlü çürüklüğün kaynağı olan günah sorununu halletmek ve büyük ruhsal bir arınma işi yapmak için gelmeliydi. Eski Antlaşma peygamberliklerinde bu önemli olay hakkında bir yığın peygamberlikler yapılmıştır (Elçi. 3:24). Politik egemenlik ise yalnızca Mesih'in ikinci gelişinde gerçekleşecekti.

KURTULUŞ PLANI GERÇEKLEŞMEYE BAŞLIYOR

Nihayet 400 yıllık bir sessizlik döneminden sonra, her şeyi programlı yapan Tanrı, " vakit tamam olunca öz Oğlunu bir kadından, ruhsal yasa altında doğmuş olarak gönderdi, öyle ki, ruhsal yasa altında bulunanları satın alsın ve bizler oğulluğa alınabilelim." (Gal. 4:4).

M. Ö. 4-5 yıllarına doğru Tanrı meleği Cebrail'i, Meryem adında bir Yahudi bakire kızına göndererek uzun sessizlik dönemini bozdu. Bu melek beklenen Kurtarıcı'nın kendisinden doğacağını ve doğan Kurtarıcı'nın vaat edilen peygamberlikleri gerçekleştirip kurtuluş işini sonuçlayacağını Meryem'e iletti. Söz konusu Kurtarıcı diğer insanlar gibi doğal bir ilişki sonucunda değil, Kutsal Ruh yoluyla, doğa üstü bir doğumla yeryüzüne gelecekti. Kurtarıcı bu şekilde atalardan süregelen kalıtsal günahtan beri kalıyordu. Sonuçta vaat edilen Kurtarıcı Beytlehem diye adlanan şehirde, çok basit bir şekilde, bir yemlikte dünyaya geldi. O'nun doğduğu gün melekler insanların asırlardır özlemle beklediği ve duymak istediği şu ilanı yaptılar: ‘Bugün size Davut'un Kent'inde bir kurtarıcı doğdu. O Rab olan Mesih'tir.' (Lu. 2:11) . O'nun adını meleğin Meryem'e bildirmiş olduğu gibi "İsa" koydular. Bu isim İbranice "Yahoşua" olup anlamı "Yahve kurtarır" demektir. İyi bilinmelidir ki, bu Kurtarıcı İsa'nın insan olarak yaşamasının başlangıcı oldu. Fakat gerçekte O başlangıcı olmayan, yaratılmamış Ruh olarak sürekli gökte Baba'sıyla birlikte bulunmaktaydı (Yu. 1:1-3; 8:58-59; Mik. 5:2; İbr. 7:3).

Kurtarıcı İsa "büyüyor, kuvvetleniyor ve hikmetle doluyordu." (Lu. 2:40). Aynı zamanda kendisi diğer Yahudi çocukları gibi yetişip, anne-babasına itaatli bir şekilde üvey babası Yusuf'un yanında marangozluk yapıyordu (Lu. 2:51-52, Mar. 6:3).

İsa Mesih nihayet 30 yaşlarında, O'nun gelişini ilan edip, halkı O'nu kabul etmeye hazırlayan Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilerek Tanrısal hizmetine başladı. Vaftiz olup sudan çıktığında Kutsal Ruh'u sembol eden bir güvercin O'nun üzerinde durdu ve göklerden Baba Tanrı'dan ‘ Sen benim sevgili Oğlumsun, senden razıyım diye bir ses geldi.' (Lu. 3: 21-22).

Adem'in benzerliğinde insanlığın ikinci temsilcisi olan İsa Mesih vaftiz olunduktan hemen sonra Şeytan tarafından denenmek amacıyla çöle sevk edildi. Kırk gün kırk gece bir şey yemedi. Oldukça acıkmıştı. Şeytan başlangıçtaki takdiğini kullanarak O'nu da saptırmaya çalıştı. Ama her ne yaptıysa da başarılı olamadı. Şeytan büyük bir darbe yedi ve böylece İsa Mesih insanlığın temsilcisi ve Kurtarıcı'sı olduğunu hakkıyla göstermiş oldu (Mat. 4).

İsa Mesih üç sene gibi kısa bir hizmet dönemi içinde hiçbir insanın yapamayacağı şeyleri yapmış ve benzersiz bir şekilde tüm dünyayı, yaşamı, işleri ve öğretileriyle etkilemiştir. İsa Mesih'in yersel hizmeti esnasında ilan ettiği bildiri "tövbe edin, çünkü göklerin krallığı yakındır." bildirisiydi. Kendi gelişi ve hizmetiyle Tanrı'nın kurtarma planının doruğuna doğru vardığını, tövbe edip temizlenerek yaklaşan egemenliğe hazırlanmak gerektiğini bildiriyordu. İsa Mesih sade, hatta yoksul denecek bir yaşam sürdürüp, her türlü günahı, bencillikleri ve ikiyüzlülükleri mahkum etti (Luk.8:1-3, 9:58, Mat. 23).

Hizmetinde tamamen sadık, kararlı, adil, alçakgönüllü ve sevecendi. Çeşitli hastalıklara yakalanan kişilere şifa verdi. İnsanlardan cinleri kovarak karanlığın bütün güçlerine üstün olduğunu kanıtladı. Ölüleri dirilterek yaşamın ve dirilişin kaynağı olduğunu gösterdi. Tabiat olaylarını bile kontrolu altına alarak, doğanın da efendisi olduğunu sergiledi. Her fırsatta insanlara Tanrı'nın sevgi ve ilgisini açıklayıp, günahlılara merhamet ile davrandı. İsa Mesih tüm insansal zayıflıklara ortak olup denenmesine rağmen, hiçbir şeyde tek bir günah bile işlemedi. Tamamen günahsız bir yaşam sürdürdü. Öyle ki bir keresinde kim kendisinde "bir günah olduğunu" kanıtlayabilir diyerek meydan okudu. Hiçkimse O'nda bir suç, bir hata bulamadı. Nihayet İsa Mesih kendisini kıskanan din önderleri ve bir öğrencisi tarafından ele verilip haksız yere Romalılarca çarmıh ölümüne çarptırıldı. Ama İsa Mesih üç gün sonra bildirmiş olduğu gibi ölüler arasından bedenen dirilip, göğe Baba'sının yanına gitti (1Kor.15:1-5).

İSA MESİH'İN ÖLÜMÜNÜN BİZE KAZANDIRDIKLARI

Mesih İsa'nın bu ölümü bir sürpriz değil, Tanrı'nın kurtuluş planının gerçekleşmesinin çok önemli bir kısmıydı. İsa Mesih zaten çarmıha gerilmeden önce bile birçok kez Tanrısal maksat uyarınca öleceğini ve üç gün sonra dirileceğini önemle vurgulamıştı. O'nun kurbansal ölümü aslında bizlerin günah ve Şeytan esaretinden kurtulup, temizlenmesi içindi. Öyle ki, günahlarımızdan arınarak bizler yaklaşan Tanrısal egemenliğe girmeye hak kazanalım. Ölümü ve dirilişiyle O, Adem ve Havva'nın itaatsizliği nedeniyle insanlığın kaybetmiş olduğu bütün hak ve imtiyazları insanlara yeniden sağlıyor ve onların getirdiği yıkımları onarıyordu. Pavlus'un dediği gibi:

İsa Mesih biz günahlı insanların kurtuluşu için, bizlerin temsilcisi olarak çarmıhta kendi temiz yaşamını bizlerin yerine kurban veya fidye olarak sunarak, bizlerin hak ettiği cezayı yüklenip, bizi Tanrı önünde temize çıkarmıştır. Günahlarımızın bağışlanmasını, Tanrı'yla yepyeni bir ilişkiye geçmemizi sağlayıp bize sonsuz yaşam güvencesini sağlamıştır :

İsa Mesih çarmıhtaki ölümüyle Şeytan ve cinlerine büyük bir darbe vurup, onlara karşı büyük bir zafer kazandı. Bu şekilde O, Tekvin 3:14'te bildirilen Şeytan'ın başını ezme vaadını gerçekleştirmeye başlamıştır. Bu ezme işi Mesih'in ikinci gelişiyle başlayacak olan Millenyum'un sonunda tam doruğuna ulaşacaktır.

Vaatlerin odak noktası olan İsa Mesih bu şekilde, Tanrı'nın kurtuluşumuzla ilgili tüm vaatlerini yürürlüğe koyup gerçekleştirmeye başlamıştır. Ölümü, dirilişi ve fidyesiyle Şeytan'ın başını ezip kendisine iman edenleri daha şimdiden günah ve Şeytan esaretinden özgür kılıp kurtarmaya başlamıştır (Lu.24:44-47, Mar. 26:15-16 Elçi.10:43).

Fakat vasıtasıyla bereketlerin diğer uluslara akacağı İsrail kavmı ne yazık ki, İsa Mesih'i beklenen kurtarıcı olarak tanımadı. Fakat O'na tamamen karşı çıkarak çarmıh ölümüne gitmesini sağladı. Tanrı da haklı olarak onları geçici olarak kendi özel halkı olmaktan çıkardı. Bu sefer, Tanrı yine planının bir kısmı olarak Kutsal Ruh'unu göndererek Mesih'in evrensel kilisesini kurmuş ve Yahudilere verilen ışık ve bereket olma vaadini şimdiki dönemde tüm milletlerden oluşan bu kiliseye vermiştir. Kilisenin şimdiki vazifesi "tüm milletlere gidip, günahların bağışlanması için tövbe çağrısını" bildirmektir (Lu. 24:46-47).

Dirilerek göğe yükselmiş olan İsa Mesih, başlamış olduğu kurtarma işini evrensel çapta kesin bir şekilde tamamlamak ve noktalamak amacıyla ikinci kez yeryüzüne geleceğini bildirmiştir. Mesih yeryüzüne döndüğünde, yeryüzünde bin yıllık altın çağ dönemini açacaktır. Bu bin yıllık krallığın veya millenyumun sonunda, Tanrı'nın kurtarma programı Şeytan, cinler ve onları izleyen bütün insanların kesin yargılanışı ve cezalanmasıyla sonuçlanmış olacaktır. Bunu insanlık için Tanrı'nın ta başlangıçtan beri öngörmüş olduğu yeni bir gök ve yeni bir yeryüzünün yaratılışı izleyecektir. Bu şekilde, tüm haksızlık haklı karşılığını almış, kötülük ve günahın kaynağı tamamen ortadan kaldırılmış olarak Tanrı'nın sevgi ve adilliği tüm yaratılışta belgelenmiş olacaktır. Tanrı, İsa Mesih, Kutsal Ruh, melekler ve sadık Tanrı hizmetçileri sonsuzlarca sürecek olan parlak Tanrısal egemenlikte hüküm sürmeye başlayacaklardır (Esin. 20:10-15 ; 21 ve 22'inci bablar.).

Belki yeriyken, hemen sorabilirsin: Ben bu Tanrısal egemenliği miras alabilmek ve bu sonsuz yaşama kavuşabilmek için ne yapmalıyım?

KURTULUŞ İÇİN YAPMAN GEREK ŞEY NEDİR?

Evreni yöneten fizik yasaları olduğu gibi Tanrı'yla olan ilişkimizi yöneten ruhsal yasalar da vardır. Tanrı'yla irtibata geçip, O'nunla uyum içinde mutlu, anlamlı ve sonsuz bir yaşama sahip olabilmek için özellikle bilmen ve uygulaman gereken dört kural vardır:

1'nci Kural

Bilmelisin ki, başlangıçta Tanrı insanı kendisiyle uyum içinde yaşayıp, kendisini yüceltsin diye yaratmıştı. Fakat insan isyan edip, Tanrı'nın yaşamını yönlendirmesini reddedip, Şeytan'ı yeğlemiştir. Bunun sonucunda görmüş olduğumuz gibi insanlık Tanrı'nın kendisi için hazırladığı görkemli yaşamı yitirmiş ruhsal bir bataklığa ve karanlığa gömülmüştür.

2'nci Kural

Bilmelisin ki, Tanrı, insana olan sınırsız sevgi ve merhametinden dolayı onları yeniden kurtarmak ve cennete girmelerini sağlamak için bir kurtarma planı hazırlayıp uygulamaya koymuştur. Gördüğümüz gibi bu kurtarma planının doruk noktası olan İsa Mesih, senin ve benim kurtuluşum için göksel yüceliğinden soyunup uşak durumunu almış, aramıza gelmiştir. Tanrı'nın planı uyarınca temiz, kutsal yaşamını biz günahlı insanların yaşamına bir bedel olarak kurban etmiştir. Bizim çekmemiz gereken ölüm cezasını kendisi çekmiş ve bu şekilde bizlerin günah ve ölümden kurtulmasına yol açmıştır.

3'üncü Kural

Bilmelisin ki, İsa Mesih'in sağladığı bu kurtuluştan yararlanabilmek için, günahlı olup kendi kendini kurtaramayacağını, Tanrı' dan uzakta müşkül bir durumda, kayıp olduğunu alçakgönüllülükle kabul etmelisin. Kutsal Kitap'ın bildirdiği gibi:

Bu resim ve ayetlerin gösterdiği gibi sen günahlısın ve günahın nedeniyle de Tanrı'dan ve Onun bereketlerinden yoksunsun. Yargı ve Tanrısal ceza altındasın. Tanrı'yla senin aranda günah nedeniyle aşılamaz büyük bir uçurum bulunmaktadır. Tarih boyunca insanlar, kişisel çabalarıyla, iyi işler, iyi ahlak, dua, ayin, felsefe vs... yoluyla bu uçurumu aşmayı ve Tanrı'ya erişmeyi aradılar. Ama bütün bunlara rağmen başarılı olamadılar. Sonunda Tanrı'nın bizzat kendisi, resimde gördüğümüz gibi bu soruna İsa Mesih yoluyla kesin bir çözüm sunmuştur:

4'üncü Kural

Sonsuz yaşama sahip olmak için bu bölümde vurgulamış olduğumuz bu gerçekleri yalnızca teorik olarak bilmen yeterli değildir. Bunları ciddiyetle uygulamaya geçmelisin. Vakit geçirmeden İsa Mesih'i Rabbin, temsilcin ve Kurtarıcın olarak kabul etmeli, günahlarından tövbe ederek vaftiz olmalı ve yaşamını Tanrı'ya adamalısın.

Eğer istersen, şu şekilde dua ederek böyle bir kararı alabilirsin:

"Sevgili Tanrım. Ben, günahlı kaybolmuş biriyim. Bağışlanmaya muhtacım. Mesih'in benim günahlarım için ölüp dirildiğine gönülden inanıyorum. Mesih'in Kurtarıcı ve Önderim olarak yaşamıma gelmesini istiyorum. Bütün günahlarımı affet ve beni senin bir çocuğun yap. Bundan sonra yalnızca senin için yaşamak istiyorum. Yaşamımı senin iradene göre yönlendirebilmem için bana yardım et ve bu duamı İsa Mesih'in adıyla kabul et. Amin.".

Eğer bu duayı tüm yüreğinle Tanrı'ya yönelttiysen, emin olabilirsin ki, yalan söylemeyen Tanrı vaadı uyarınca senin bu duanı işitmiş ve senin bütün günahlarını Mesih'in adıyla silmiştir (Bkz.1.Yu.1:7-9). Tanrı önünde artık doğru ilan edilip, Tanrı'nın bir çocuğu durumuna geldin (Yu.1:12, Rom.3:23,26). Şeytan ve günaha karşı yengi durumunda bulunmaktasın (Rom. 8:37). Daha şimdiden sonsuz yaşam güvenliğine sahip olup Tanrı'yla yepyeni serüven dolu bir yaşama başladın (1Yu. 5:13).

Bu yeni yaşamda ilerlemen için şu dört noktayı asla unut-ma: Tanrı'nın Sözü Kutsal Kitap'ı her gün oku (2Tim.3:15-17), Her gün dua et ( 1Sel. 5:17), Kutsal Kitap'a bağlı bir İnanlılar topluluğu bul (İbr.10:25). Ailende ve çevrende İsa Mesih hakkında tanıklıkta bulun (Elçi. 26:17-18). Tanrı'nın şu vaadini asla unutma:

"Seni asla bırakmam seni hiç boşa çıkarmam. " (İbr.13:5) .

DEĞERLENDİRME SORULARI

Aşağıdaki soruların doğru yanıtını bulup yanını işaretleyiniz

1. İnsanın kurtuluşa gereksinimi vardır

0. Çünkü daha da mükemmel olmaya ihtiyacı vardır...

0. Çünkü insan günah ve Şeytan esaretinde kaybolmuş bir varlıktır...

0. İnsanın kurtulmaya hiç de gereksinimi yoktur...

2.İnsan isyan edip günah ve Şeytan esaretine düştüğünde Tanrı;

0. Hiçbir şey yapmadı...

0. Ne haliniz varsa görün dedi...

0. İnsanı kurtarmak için bir kurtarma planı hazırladı...

3.Tanrı bir Kurtarıcı'nın geleceğini ilk önce

0. Meryem anaya bildirdi...

0. Davut'a bildirdi...

0. Adem ve Havva'ya bildirdi...

4.Tanrı kurtuluş planı uyarınca İbrahim'e

0. Bol mal ve mülk vaat etti...

0. Cenneti vaat etti...

0. Bir zürriyet, bir ülke ve diğer uluslara bereket olmayı vaat etti...

5.Vaat edilen Kurtarıcı

0. İsmaillilerden yani araplardan gelmeliydi...

0. İshak soyundan gelmeliydi...

0. Herhangi bir milletten gelmeliydi...

6. İsrail kavmı 400 sene

0. Filistin'de esaret altındayken kavım haline geldi...

0. Mısır'da esaret altındayken kavım haline geldi...

0. Irak'ta esaret altındayken kavım haline geldi...

7.Vaat edilen Kurtarıcı hakkında Eski Antlaşma'da

0. 700'den fazla önbildiri vardır…

0. 5 veya 10 tane kadar...

0. Hiçbir önbildiri yoktur...

8. Vaat edilen Kurtarıcı

0. Resul Pavlus'tu...

0. Davud'tu...

0. İsa Mesih'ti...

9. İsa demek

0. Yahve kurtarır demektir...

0. Güçlü olan demektir...

0. Hayır işleyen demektir...

10. İsa Mesih

0. Haçta ölmedi, bayıldı mezarda da ayıldı...

0. O'nun yerine yanlışlıkla başka birini haça gerdiler...

0. Öldü ve üç gün sonra ölülerden dirildi...

11. İsa Mesih haçta

0. Kendisi için öldü...

0. Tanrı'nın planı uyarınca insanlığın günahı için öldü...

0. Kazayla, bir yanlışlığın kurbanı oldu...

12. İsa Mesih ölümü ve dirilişiyle

0. Yalnızca kendisine inanıp yaşamını kendisine teslim edenleri

0. Yalnızca vaftiz olunanları...

0. Herkesi otomatik bir şekilde kurtaracaktır...

13.Kurtulmak için yapmamız gereken şey

0. Hayır işleridir...

0. Kilisede vaftiz olmaktır...

0. Günahlılığımızı kabullenmek, tövbe etmek ve Tanrı'ya yönelmektir..

©2005 Brüksel İncili (Avederenagan) Kilisesi Diabetes Symptoms And Supplies- This site provides usefull information for Diabetics.