Brüksel İncili (Avederanagan) Kilisesi

 

 

İncil ve Tarih Işığında Yehova Şahitlerinin Yanılgıları


Yehova Şahitlerine Göre Kurtuluş
Yehova Şahitlerine Karşı Tavrımız Ne Olmalıdır?
Yehova Şahitleri ve Dünyamızın Geleceği
Giriş

Tarikatlar ve Yehova Şahitleri Hakkında Bir Kaç Söz.

İddiaları

Yehova Şahitleri Kendileri ve Yayınları Hakkında Neler İddia Eder?

Tarihleri


 Yehova Şahitleri Nasıl Ortaya Çıktı?

Yehova Şahitleri'nin Öğreti Değişiklikleri ve Sahte Peygamberlikleri.

Yehova Şahitleri'nin Bu Tarihsel Gerçeklere Karşı Tutumu Nedir?

Kutsal Kitap'a Tutumları


Yehova Şahitleri İçin Kutsal Kitap Tek Yetki midir.

Öğretileri


İsa Mesih'in Dönüşü 1914 Yılında Oldu mu?

İsa Mesih'in Dirilişi Nasıl Oldu? Ruh Olarak mı Yoksa Bedensel Olarak mı?

İsa Mesih Kimdir? Yaratılmış bir Melek mi Yoksa Tanrı mıdır?

Kutsal Ruh Faal Bir Kuvvetmi Yoksa Tanrısal Bir Kişilik midir?

Günahlılar İçin Bir Diriliş ve Yargı Olacak mıdır?

Ölümden Sonra Bir Yaşam ve Bir Cehennem Yargısı Var mıdır?

Bazı Uygulamaları


Yehova Şahitlerinin Kan Nakli Konusundaki Tutumları Kutsal Kitaba Uygun mudur?

Yehova Şahitleri ve Bazı Hristiyan Kutlamaları.


Yehova Şahitlerinde Rabbin Sofrasının Kutlanışı.

Genel İncelemeler


Tanrının İsmi "YEHOVA" Olarak mı Söylenir?

İsa Mesih Haçta mı Yoksa Düz Bir Direk Üstünde mi Öldü?

Yehova Şahitleri Tanrı Tarafından mı Yoksa Cinler Tarafından mı Yönetiliyor.

Yehova Şahitlerinin Nazi-Hitler Yönetimine Karşı Gerçek Tutumları Nel olmuştur?

Yehova Şahitlerinin Kutsal Kitap Işığında Temel Yanılgıları Nelerdir?

Yehova Şahitlerinin 1914 Yılı ile İlgili Öğretileri Güvenilir midir?

Sadık ve Basiretli Köle Öğretisi İncile (144 bin) Uygunmudur?

Yehova Şahitlerini Terk Edenlerin Tanıklıkları
Ben de bir Şahidim.
Haberler

Öldüğümüzde Bize Ne Oluyor?

Ölüm dünyaya günah ve itaatsizlik nedeniyle, Adem ve Havva yoluyla kalıtsal bir şekilde biz insanlara geçmiştir (Rom. 5:12). İnsanoğlu bütün gelişimlere rağmen ölümü alt edememiş, son sözü söyleyen daima ölüm olmuştur. Ölüm ve ölümün getirdiği korku güncel yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir. Her tarafta ölüm haberleri işitmekteyiz. Ambulans sesleri, sokaktan gelen ani fren sesi, mezarlıklar vs... sürekli bize ölüm gerçeğini anımsatmaktadır. Ölümün p ençesinden yakasını kurtaran hiç kimse yok. Ölüm her an her yerde kol gezmekte. Davut peygamberin de bildirdiği gibi:

Sevdiklerimiz hastalık, kaza vb... gibi birçok nedenle yaşama gözlerini kapayıp, son nefeslerini verdiklerinde, yürek ve düşüncelerimizi kurt gibi kemiren bazı sorular beliriyor aklımızda: Ölümden sonra acaba bizleri ne beklemektedir? Her şey bitti mi yoksa ölümden sonra başka bir yaşam var mıdır?

Bu sorular insan tarihi kadar eski olup, insanlar bu sorulara her zaman bir yanıt bulmaya çalışmışlardır. İnsanın ölüm ötesi durumuyla ilgili zamanımızda yaygın olan özellikle üç görüş vardır.

Ölümden sonra yok oluş: Bu gör üşü benimseyenler insanın hayvan ve diğer canlılar benzerliğinde, ölümünde yok olduğunu, ölümden sonra da herhangi bir yaşam veya bir yargının bulunmadığını bildirirler. Belki sen de çoğu zaman şöyle konuşanlara tanık olmuşsundur. "Boş ver canım, bu boş şeyleri. İnsan ölürse yok olur gider. Kim gitmiş de gelmiş sanki öbür tarafa?".

Reinkarnasyon: ölümden sonra insan ruhunun mükemmelliğe (Nirvanaya) erinceye kadar, sürekli biçimde başka bir varlığa veya hayvana göç etmesi. Eğer temiz, iyi bir yaşam sürdürüldüyse insan ruhu en doruk düzeye varıncaya dek iyi bir varlığa göç edecek, kötü bir yaşam sürdürüldüyse arındırılmak amacıyla daha aşağı hayvan türlerine girecektir.

Ölümden sonra yaşamın devam etmesi: Bu görüş evrensel çapta yaygın olup, bu yaşamın nasıl, ne şekilde, nerede devam ettiği konusunda birbirinden farklı bir sürü açıklayış ve anlayış vardır. Bu görüşler de çoğu zaman aşırıya kaçılmakta ve insanlara gerçekle alakası olmayan ve Yunan mitolojisini anımsatan bir sürü hayalsel tanımlamalar sunulur.

Her ne kadar gerici gibi düşünülse de bu üç görüşten yalnızca sonuncusunun Kutsal Kitap'a uygun düştüğü görüşündeyiz, şüphesiz bunun doğru bir şekilde ve aşırılığa kaçılmaksızın yorumlanması koşuluyla. Hayır, Kutsal Kitap'a göre insan fiziksel ölümüyle ne yokluğa karışır ne de ruhu başka varlıklara göç eder. Her ne kadar insanın fiziksel yapısı Kutsal Kitap'ın da bildirdiği gibi "toprağa dönüp" (Tek. 3:19) yokluğa karışsa da "Tanrı'ya dönen" ruh (Vaiz 12:7) yani insanın öz benliği, veya Tanrı'dan aldığı ruhu ölümden sonra bilinçli bir şekilde varlığını sürdürür.

ÖLÜMDEN SONRA YAŞAMIN DEVAM ETTİĞİNİ NASIL BİLİYORUZ ?

Buna inanışımızın nedeni, çoğu insanların buna inanmasından değil, Tanrı'nın Sözü Kutsal Kitap'ın bunu böyle öğretmesindendir. Kutsal Kitap'ın birçok kesiminde açık bir şekilde bu görüşün öğretildiğini görmekteyiz. İşte buna birkaç kanıt:

Evrensel iç güdü: Kutsal Kitap'ın öğretilerine gelmeden önce hemen belirtelim ki, ta başlangıçtan bu yana çeşitli millet, kabile veya toplumların evrensel çapta içgüdüsel olarak (her ne kadar çarpık da olsa) ölümden sonra yaşamın devam ettiğine ilişkin olan inanışları, bu inancın doğruluğunu kısmi olarak onaylar. Nasıl her toplumda evrensel çapta bir Tanrı düşüncesi hakim olup, bu Tanrı varlığını ve gerçekliğin i onaylamaktadır, bunun gibi bu konuda da var olan evrensel içgüdü buna ek bir kanıt oluşturur. Vaiz kitabında denildiği gibi: "Onların yüreğine de ebediyeti koydu." (3:11) .

İsa Mesih ve öğrencilerinin öğretileri: Tanrı'nın halkı olarak seçilen İsrailliler de uzun zamandan beri insanın, ölümüyle yokluğa karışmadığını ama iyilerin de kötülerin de ölümlerinde, ruh veya can olarak Tanrı'nın tayin ettiği " ölüler diyarına" veya Yunanca "Hades" olarak adlanan yere gittiğine inanırlardı. Yahudiler sözkonusu Hades'in iki bölümden oluştuğunu, iyilerin bir bölüme, kötülerin de diğer bölüme gittiğini düşünürlerdi. Ağzında aldatı bulunmayan, tüm yaratılışın Efendisi olan İsa Mesih de hizmetine başladığında var olan bu görüşü çeşitli açıklayışlarıyla onayladı. Bu konuda İsa Mesih'in anlattığı "zengin adam ve Lazar" olayını özellikle vurgulamamız gerekir. İsa Mesih burada Tanrı'dan uzakta, sırf benliği doğrultusunda yaşayan zengin adamın da, fakir Lazar'ın da bir gün "öldüğünü" söyler ve devam edip her şeyin ölümle bitmediğini göstererek Lazar'ın "ölüp melekler tarafından İbrahim'in kucağına götürüldüğünü" aynı zamanda zengin adamın da "ölüp gömüldüğünü ve ölüler diyarında azap içinde gözlerini kaldırdığını" bildirir (Lu. 16:19-31). Aynı zamanda İsa Mesih bu meselle ‘Hades'in', ölüler diyarının bir mezar olmayıp, ölen insanların ruhlarının bilinçli bir şekilde varlıklarını sürdürdükleri konut olduğunu onaylamıştır. Bugün her ne kadar İsa Mesih'in bu sözleri "meseldir, semboldür" diyerek hafifletilmeye ve geçiştirilmeye çalışılıyorsa da açık olan bir gerçek varsa o da İsa Mesih'in meselle veya sembolle olsun, bu gerçeği yadsımaksızın anlattığı ve bununla bu görüşü açık bir şekilde onaylamasıdır. Eğer bu yanlış ve Şeytansal bir inanç olsaydı asla İsa Mesih böyle bir anlatım tarzı kullanmayacaktı!

İsa Mesih yine başka bir yerde "bedeni öldürüp de, canı öldürmeye kudreti olmayanlardan korkmayın" demiş ve bununla yine fiziksel ölümle canın, asıl benliğin yok olmadığını bildirmiştir (Mat. 10:28). Luka 23:43'te İsa Mesih kendisiyle birlikte çarmıha asılmış, daha sonra da kendisine iman etmiş olan mücrime şu vaatte bulunmuştur:

Aynı gün İsa Mesih de mücrim de öldürüleceklerdi; ama ölümle yok olmayacak, fakat o günde Mesih'in bildirdiği gibi Hades'te iyiler için ayrılmış olan cennet kısmında birlikte olacaklardı. Başka bir olayda ise Mesih üç öğrencisi ile dağda bulunurken birden İsa Mesih'in görünümü değişmiş ve kendilerine asırlar önce ölmüş, fakat gerçekte ruh d ünyasında yaşamakta olan "Musa peygamberle İlya peygamber görünmüş ve bunlar İsa Mesih ile onun ölümü hakkında konuşmaktaydılar." (Lu. 9:29-31). Bu olağan dışı olay bir kez daha gösterir ki, insan ölümüyle yok olmaz ama bilinçli bir şekilde varlığını sürdü rür.

Esinleme kitabının yazarı Yuhanna da Esinleme 6:9'da ve 20:4'te "ölen sadık kişilerin ruhlarını gör" müş ve onların "konuşup haykırdığına" tanık olmuştu. Elçi Pavlus başka bir yerde "ayrılmayı" , yani ölmeyi ve hemen sonra "Mesih'le birlikte olmayı" ar zuladığını bildirmişti (Fil.1:23 ve yine bkz. 2.Kor.5:1-8 1Pet.1:13-15, İbr.12:22-24). Eğer insan ölümüyle varlıktan silinmiş olsaydı, bu ifadeler şüphesiz anlamsız olurdu. Diğer yandan İsa Mesih ve öğrencileri zamanlarında mevcut olan birçok çarpık öğret i ve uygulamalara karşı çıkmış ama ölülerin yaşamaya devam etti- ğine ilişkin var olan bu görüşe hiçbir zaman karşı çıkmamıştır. Fakat gördüğümüz gibi bunu tamamen onaylamıştır.

Bu incelememizi kısa olarak şu şekilde özetleyebiliriz: Ölüm, dünyada sürdürdüğümüz fiziksel yaşamın sonudur. Ama bu bizim yok olmamız, varlıktan silinmemiz değildir. Öldüğümüzde vücudumuz tüm işlevini yitirerek yokluğa karışır; fakat benliğimiz, asıl yargıyı beklemek amacıyla ölüler diyarına götürülür. Ölüler diyarı geçici bir yer o lup, bir benzetmeyle burayı asıl duruşmadan önce suçluların tutuklu veya göz altında bulunduğu bir nezarethaneye veya bir bekleme yerine benzetebiliriz. Her ne kadar asıl cezalarını giymeseler de burada kötüler için ayrılmış bölümde bulunanlar psikolojik b ir sıkıntı içindedirler. Aynı zamanda yine unutmayalım ki, Tanrı, isyan edip suç işleyen meleklerin bir kısmını da yok etmemiş; ama asıl yargıyı bekleme amacıyla "karanlığa", "uçuruma" kapatarak göz altına almıştır (Yah. 1:6, 2.Pet. 2:4).

CEHENNEM İNANCI KUTSAL KİTAP'A UYGUN MUDUR ?

Biraz önceki, konuyla bağımlı olarak belki hemen kendi kendine bu soruyu yöneltmiş olabilirsin. Sırf insancıl duygu ve düşünceye dayanan birçok modern ve liberal akım, Tanrı'nın sevgi olduğunu bildirip, O'nun kimseyi cehennemle cezalandırmayacağını, hatta daha ötesi sonuçta bütün insanların kurtulacağını veya kurtuluş için insanlara ikinci bir şans tanınacağını ileri sürerler. Tanrı'nın sevgi olduğu kesin bir gerçektir; ama bununla birlikte unutulmamalıdır ki, Tanrı aynı zamanda adil olup "suçluyu asla suçsuz çıkarmayan" ve günahı mutlaka cezalandıran bir Tanrı'dır. Her ne kadar bu ceza konusunda birçok şey ayrıntılarıyla Kutsal Kitap'ta açıklanmıyorsa da cehennem cezası Kutsal Kitap'ın açık ve temel öğretilerinden biridir (İbr. 6 :1-3).

İlk olarak Kutsal Kitap şüpheye yer vermeyecek bir açıklıkta, yaşayan her bir insanın, yaşarken işlediği her bir suç ve günah için mutlaka bir gün diriltilip Tanrı önünde yargılanacağını ve bunun karşılığında hak etmiş olduğu tam hükmü giyeceğini b ildirir. İşte, cehennem cezası günahlının bilinçli olarak alacağı veya gireceği ceza durumu ya da ortamıdır. İşte şu ayetler bu gerçeği vurgulamaktadır:

Cehennem terimi türkçeye, ibranice "Je Hinnom" teriminden gelip, "Hinnom vadisi" anlamına gelir. Bu vadi Yeruşalim surlarının dışında bulunup, çöp ve ölü cesetlerinin içine atıldığı, sürekli yanar durumda bulunan bir bölgeydi. (Şimdi burası bir park haline getirilmiştir) Aynı zamanda burası putperestlerin kendi sahte ilahlarına, çocuklarını diri diri yakarak kurban sundukları yerdi (2.Kır.23:10). Bu ürkütücü yer zamanla sembollenip, günahlıların büyük yargıdan sonra karşılaşacağı gelecek ciddi cezanın bir se m bolü, bir örneği oldu. İsa Mesih de bu görüşü sürdürüp günahlıyı bekleyen korkunç cezayı, bu ateşli korkunç yeri örnek göstererek gözler önüne serdi (Mar. 9:43,45, 48, Mat. 5:22, 29,30; 10:28, 18:9). Cehennem kesinlikle yok olmanın veya tamamen varlıktan s ilinmenin bir sembolü değildir (Esin 20:19, Mat. 13:41-42).

Aynı zamanda İsa Mesih cehennem cezasını başka örnek ve sembollerle de gözler önüne serdi. Örneğin bunu "fırın ateşine", "ağlayış ve diş gıcırtısı olan yere " benzetmiştir:

"Dış karanlığa" :

Elçi Yuhanna da bunu "azap yerine", "ateş ve kükürtle yanan göle" ve "ikinci ölümle" tasvir etmiştir:

Bu sembolik tanımlar bizlere günahlı kişinin ilerde karşılaşacağı asıl cehennem yargısının, ne derece ciddi ve ürpertici olduğunu sanırız canlı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Aslında Mesih'in bildirmiş olduğu gibi, bu ceza Şeytan ve cinleri için hazırlanmıştı, ama ne yazık ki , Tanrı'yı bilinçli bir şekilde reddeden ve Şeytan tarafında bulunan insanlar da sonuçta onlarla aynı akibete uğrayacaktır (Mat. 25:41. 46). Belki kendi kendine şu soruları sormaktasın: Cehennemde harfî bir ateş olacak mı? Günahlılara cinler mi azap çektir e cekler? Buradan kurtuluş şansı olacak mı? ve ne kadar zaman burada kalınacaktır?

Her ne kadar bu tartışmaya açık bir konu olsa da bazılarının sandığı gibi cehennemde harfi yakıcı bir ateşin bulunduğunu sanmıyoruz. Bu ateş örneği büyük bir olasılıkla bir örnekleme olup vicdanda duyulan pişmanlık ateşi, Tanrı'dan ve O'nun bereketlerinden uzakta olma duygusu olabilir. Orada mahkum olan insanlara yine sanıldığı gibi cinler tarafından işkence edilmeyecektir. Bu, karanlık ortaçağ düşüncesinin bir ürünüdür. Şeytan ve cinleri orada başkalarına işkence vermeyecek ama tam tersine kendileri işkence altında olacaktır (Esin 20: 10). Orada herkes kendisi için hesap verip, kendi yükünü taşıyacaktır. Diğer bir kurtuluş şansı verilip verilmeyeceğine gelince, Kutsal Kitap a çık bir şekilde bu görüşü de reddedip "makbul vaktin ve kurtuluş gününün şimdi" olduğunu belirtir (2Kor. 6:1-2).

İncil müjdesini ve İsa Mesih hakkında hiç işitmemiş olanların sonu hakkında Kutsal Kitap bizlere şu gerçekleri öğretmektedir. İsa Mesih hakkında işitsin veya işitmesin bütün insanlar Tanrı önünde hesap vermek için diriltilecekler. İncil'i duymamak kurtuluş veya yargıdan muaf olmak veya ikinci bir şansa sahip olmak anlamına gelmez. Pavlus yazmış olduğu Romalılar kitabının ilk üç babında Mesih'i d uymamış insanların (putperestlerin) da şeriate sahip Yahudilerin de yargıya yaraşır olduğunu vurgulayıp ve herbirinin almış olduğu ışık oranınca yargılanıp cezalandırılacağını bildirir. "Kutsal Yasa'yı bilmeden günah işleyenler Kutsal Yasa olmadan da mahvolacaklar. Kutsal Yasa'yı bilerek günah işleyenler de bu Yasa'yla yargılanacaklar."(Rom.2:12-16). Rab İsa Mesih de başka bir yerde "Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek, Oysa bilmeden köteği hak eden davranışlarda bulunan, az dayak yiyecek. Kime çok verilmişse, ondan çok istenecektir." (Luk.12:47-48). Görüldüğü gibi İncil hakkında hiç duymamış olanlar özürsüz değillerdir. Tanrı bu kişileri tabiat ve vicdan yoluya almış oldukları aydınlanma d erecesine göre yargılayacaktır. Tanrı adil ve aynı zamanda sevgidir. O'nun hata yapmayacağından emin olabiliriz. Şu anda iyi niyetli insanlara Tanrı vicdan, tabiat, radyo, televizyon, kitap, broşür ve başka bir çok yollarla hitap etmekte ve onları tövbeye çağırmaktadır. (Rom.1:18-32).

Hafif günahlar işleyip de ölmüş bulunan Hristiyanların arındırılmak amacıyla gittiği ve geçici bir ceza yeri olduğu iddia edilen "araf" (ara ateş) düşüncesi de Kutsal Kitap'a aykırıdır. Bu Kutsal Kitap'ın öngördüğü ‘iman yol uyla, inayetle kurtuluş' öğretisiyle tamamen çelişir (Efes. 2:8-9). Kutsal Kitap açık bir şekilde insanın sonsuzluktaki konumunu ancak şimdiki yaşamda Mesih hakkında alacağı kararıyla belirleyebileceğini öğretir. Ölümden sonra değil. Kutsal Kitap'ın hiç bir yerinde ne araftan ne de bunu anımsatan bir görüşten söz edilir. Bu nedenle arafta olduğu iddia edilip, onların canlarının arındırılışı ve kurtuluşu için yaşayanlarca düzenlenen, dua ayinleri ve adakların da ölmüşlere hiçbir yararı bulunamaz. Mesih İnanlıları bu tür uygulamalardan hem uzak olmalı hem de bunlara iştirak etmemelidir (Bkz.İbr.9:27, Yu.11:26, 7:37, Lu.16:25-26, Mar.16:16, 2.Pet.3:9, Esin.22:17).

Cehennemin süresine gelince, her ne kadar bazıları, günahlıların cehennemde belirli bir süre kalıp, cezalarını çektikten sonra sonuçta tamamen yokluğa dönüşeceğini ileri sürse de gerçekte Kutsal Kitap'ın öğretisi cehennem cezasının sonsuz oluşu doğrultusundadır. Kutsal Kitap'ta kullanılan "sonsuz ateş", "sonsuz ceza" ve "sonsuz azap" ifadeleri bu g örüşü onaylamaktadır (Esin. 20:10, 14:10-12, Mat. 25:41, 46).

Sevgili okuyucumuz, belki sözünü ettiğimiz cehennem ve yargı konusu seni ürpertmiş olabilir. Seni iyi anlıyoruz. Böyle bir yargı veya cehennemin olmamasını ve hiçkimsenin bu cezayla karşılaşmamasını bizler de arzu ederdik. Ama Tanrı'nın Sözü Kutsal Kitap bizlere açık bir şekilde bu gerçekleri öğretiyor. Eğer bizler bu gerçekleri keyfimize göre çarpıtıp, bu yargıyı yokumsarsak hem Tanrı önünde hem de insanlar önünde ağır bir sorumluluk ve suç altına düşeriz. Amacımız sana bu gerçekleri olduğu gibi bildirmek, seni ve diğerlerini bu olay için uyararak, bundan kurtulmasına yardım etmektir. İstersen tavuskuşu benzerliğinde başını kuma gömüp, seni bekleyen herhangi bir tehlikeyi veya yargıyı görmezlikt e n gelebilirsin. Bu senin sorumluluğundur. Ama bizlerin ve Tanrı' nın arzusu, senin bu korkunç yargının bilincine varman, gereken önlemi alarak bundan muaf tutulman ve Tanrı'nın kendisini sevenler için hazırlamış olduğu sonsuz yaşamı ve cenneti miras almandır. Çünkü; bil ki, Kutsal Kitap bizlere yalnızca yargı ve cezadan değil aynı zamanda İsa Mesih'i izleyenleri bekleyen harika bir cennetten de söz etmektedir :

Bu korkunç yargıdan muaf olup, sonsuz görkemli cenneti miras alabilmek için yapman gereken şeyi gelecek bölümlerde açıklamaya devam edeceğiz.

DEĞERLENDİRME SORULARI

Aşağıdaki soruların doğru yanıtını bulup işaretleyiniz

1. İnsan öldüğünde

0. Yok olur gider…

0. Ruhu başka varlıklara göç eder...

0. Yok olmaz bilinçli bir şekilde varlığını sürdürür...

2. İnsan öldüğünde

0. Hadese,ölüler diyarına gider...

0. Arınmak amacıyla araf denilen yere gider...

0. Mezarda hiçliğe karışır...

3. Cehennem inancı

0. İnsanları korkutmak için ortaya atılmış bir uydurmadır…

0. Günah karşılığında insanların alacağı son ceza durumudur...

0. Yok olmakla eş anlamlıdır...

4. İsa Mesih ve öğrencileri cehennemin

0. Asılsız bir inanış olduğunu öğrettiler...

0. Bunun k onusunu bile yapmadılar...

0. Bu inancı onaylayıp gerçekliğini vurguladılar...

5. İnsanlar şimdi işlemiş oldukları günahlar için

0. Mutlaka bir gün hesap vereceklerdir...

0. Hiçbir hesap vermeyeceklerdir...

0. Tanrı sevgi olduğundan sonunda herkesi affedec ek…

6. İnsan kurtuluşu için

0. Sürekli hayır işleri yapmalıdır...

0.Temiz bir yaşam sürdürmelidir...

0. İsa Mesih'i Rab ve Kurtarıcı olarak kabul edip yaşamını Tanrı'ya adamalıdır…

©2005 Brüksel İncili (Avederenagan) Kilisesi Diabetes Symptoms And Supplies- This site provides usefull information for Diabetics.